70 bin Kelime_i Tevhid “Kim 70 bin (Lâilâheillallah) derse, ölmeden önce Cennet ile müjdelenir.”[1] İzah ve açıklama: Tasavvuf ehlinin ileri gelenlerinden bir çoklarının Kelime-i Tevhid'i bu sayı üzerinde okumalarının dayanağı, bu Hadis-i şerif olsa gerektir. Bu sayıda (70 bin adet) kendisi için okunan Kelime-i Tevhid sevab olduğu ve cennet ile müjde alındığı gibi aynı sayıda başkaları için de okunması böyledir. Bir çok kimselerin 70 bin Kelime-i Tevhid çekmeleri de, bu Hadis-i şerife dayanıyor kanaatindeyim. Her ne sebeple olursa olsun, Can-ü gönülden Kelime-i Tevhid okumak ve çekmek, çok büyük bir sevab getirecektir. Hiç ihmal etmeden Kelime-i Tevhid okumaya devam etmelidir. Bir çok yerlerde Kelime-i Tevhid meclisi toplarlar, (kurarlar) Kelime-i Tevhid merasimi yaparlar. Buralarda kalabalık cemaat bulunabilecek şekilde onbeş-yirmi, otuz, kırk, elli, altmış, belki de daha fazla davetli bulabilen meclisler oluyor. Boynunu cehennemden azad ettirmek için ve nefsini Allah (CC) Hz.leri’nden sakındırmak için 70.000 defa (Lâilâheillallah) oku. O zaman Allah (CC) Hz.leri seni cehennemden azad eder. Yahut kimin için okursan onu azad eder.[2] Allah (CC) dostlarından bir Zat, 70 bin Kelime-i Tevhid çekmiş, fakat sevabını hiç kimsenin ruhuna bağışlayıp hediye etmemişti. Duası edilmemiş öyle bekliyormuş. Bu muhterem zat, bir gün bir ziyafette yemek yerken, hâl ve keşif ehli, irfan sahibi bir gencin, elini yemeğe götürür götürmez ağlamaya başladığını görmüş. O gence : “Ne oldu, bir derdin mi var? Hasta mısın, bir yerlerin mi ağrıyor?” falan diyenlere genç: “Cehennemi gördüm. Annemin orada azap çektiğini gördüm, görüyorum onun için ağlıyorum.” diye cevab vermiş. Allah (CC) dostu okuduğu Kelime-i Tevhid'in sevabını hemen bağışlamış: “Ya Rabbi (CC)... Biliyorsu ki, Tevhid kelimesini (Lâilâheillallah) cümlesini 70 bin kere okudum. İşte onun sevabını bu çocuğun annesini ruhuna azabtan kurtulması için hediye ediyorum.” diye hediye etmiş. Allah (CC) Hz.leri’nin sevgili kulu bu hediyeyi eder etmez, çocuk gülümsemiş ve “Annem cehennemden kurtuldu.” diye sevinmiş. Ve yemek yemeye başlamış. Allah (CC) dostu bu muhterem zat: “70 bin Kelime-i tevhid'i okuyan ve okuyup başkasına hediye edildiği takdirde cehennem azabından kuruluşa sebep olur.” Hadis-i Şerifi aklıma geldi ve okudum ve Hadis'in doğruluğunu kendi gözlerimle gördüm.” demişti. (İzah ve açıklama) Ey Hak yolcusu kardeş... Kelime-i Tevhid okuyan cennete girecek ve Allah (CC) Hz.leri’nin lütfuna erecektir. 70 bin Kelime-i Tevhid okumak Allah (CC) Hz.leri’nin dostu ve ehli olan muhteremlerce malumdur. Hatta halkımız arasında 70 bin Kelime-i Tevhid okumak meşhurdur. Sevgili Peygamberimiz (SAV) bir Hadis-i Şeriflerinde: “Arkasında bir salih evlad, anaya babaya hayırlı dua edecek evlad bırakanın amel sevab defteri kapanmaz.” buyuruyor. İşte bu gencin hali bu gerçekleri hatırlatıyor. Salih evlat. Çünkü annesinin cehennemden kurtulmasına sebep oluyor ve oldu. Allah-ü Zülcelal vetekaddes (CC) Hz.leri böyle salih evlat yetiştirmeyi her anneye nasib etsin. (AMİN) Bu gibi salih evlatları müslümanların tümüne versin. (AMİN)... Kelime-i Tevhid (Lâilâheillallah Muhammedür Rasulüllah) demektir. Kelime-i Tevhid diye bu mübarek cümleye denir. Kim (Lâilâheillallah) diye ölüverirse, cennete girer. “(Lâilâheillallah) bir şeydir ki, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin öfkesini sakinleştirmekte bundan daha başka faydalı, güzel bir söz yoktur. Bu Kelime-i Tayyibe, cehenneme girmeye sebep olan öfkeyi sakinleştirdiğine göre, diğer öfkeler bundan daha sakin ve hafiftir. Onları muhakkak sakinleştirir. Çünkü bir kul bu mübarek sözü tekrarlamakla her şeyden yüzünü çevirmiş ve gerçek taptığı Allah (CC) Hz.leri’ni yönelme kıblesi kılmıştır.[3] -------------------------------------------------------------------------------- [1] Kelime-i Tevhidin Fazileti S.47 [2] Muhyiddin-i Arabi (RA) Hz.leri [3] Mektubat C.2. S.37 CENNETİN ANAHTARI Resulüllah (SAV) Efendimiz: “Cennetin anahtarı (Lailaheillallah).” diye şehadette bulunmaktır. (Lailaheillallah) zikrine devam edenler için kabirlerinde ve kabirlerinden kalktıkları zaman korku yoktur. “Sanki ben (Lailaheillallah) zikrine devam edenlerin ‘Bizden hüznü gideren Allah'a (CC) hamd olsun.’[1] ayetini okuyarak kabirlerinden kalktıklarını görüyorum.” buyurdular.[2] “Cennetin anahtarı, Kelime-i Tevhid çekmektir.” Yani, (Lâilâheillallah) diyerek zikretmek ve bu mübarek kelimeyi söylemek, cennetin anahtarıdır. Bir kimse can-u gönülden, (Lâilâheillallah Muhammedür-Rasulüllah) dese cennetin anahtarını eline almış demektir. Cennete girmeye hak kazanmış demektir. Resul-i Ekrem (SAV) buyurmuştur: “Cennetin bahası ve bedeli, (Lâilâheillallah)'tır.” Evet müslüman kardeşim. Cenneti kazanmak, Kelime-i Tevhid'i bol bol okumakla olacaktır. Hiç yorulmak yok. Üç kere, beş kere, on kere, yüz kere, bin kere, on bin kere, yüz bin kere okuyacaksın. Ne zaman vakit buldun, hemen Kelime-i Tevhid'i söyleyeceksin. Kelime-i Tevhid çekeceksin. Bir anahtarın işe yaraması için dişleri olması gerekir. Kelime-i Tevhidi söyleyen kimse de: Tertemiz, yalan dolan bilmeyen bir dil ile söylemiş olacak. Allah (CC) Hz.leri’nden korkan, hıyanetten, hasedlikten temizlenmiş bir kalbi olacak ve kalbin tâ derinliklerinden gelmiş olacak. Tertemiz, haramlardan, şüphelerden arınmış bir karnı olacak. Tüm günahlardan uzak, hizmet ile meşgul bir eli ayağı olacak. İşte bu şartlarla söylenen Kelime-i Tevhid'in, Cennet'in anahtarı olduğunu Resulullah (SAV) Efendimiz haber vermiştir.[3] “İbadetin Hayırlısı (Lâilâheillallah) kavli şerifidir.”[4] Bir müslüman ölürken son söz olarak Kelime-i Tevhid'i söylerse, onun için artık cennetin yolu açılmış demektir. Ölmüşlerimizin ruhuna hediye edilmek üzere Kelime-i Tevhid çekmenin meşhur olduğunu bilmeyen yoktur sanırım.[5] Resul-i Ekrem (SAV) buyurmuştur ki: “Ey ümmetim.. Ben bir kelime biliyorum ki, herhangi bir kul o kelimeyi hakkıyla söylese o kimse, ateş yüzü görmez. Yani cehenneme girmez. O kelime (Lâilâheillallah) Kelime-i Tevhididir.”[6] Yine başka bir Hadis-i Şerifte şöyle buyuruluyor: “Ey ümmetim... Ben bir kelime biliyorum ki, onu ölüm döşeğinde yatan herhangi bir adam söylese, ruhu cesedden çıkarken bir ferahlık oluyor. Ve o kimse için kıyamet gününde bir nur olur. O kelime de (Lâilâheillallah) kelimesidir.” Demek oluyor ki, gerçek müslüman ölürken dahi Kelime-i Tevhid'i söyleyince ruhunun cesedden çıktığının bile farkında olmuyor. Yani ölümü kolay oluyor. Ölümünün acısını fark etmiyor.[7] -------------------------------------------------------------------------------- [1] Fatır S. A.34 [2] Sahih-i Buhari [3] Kelime-i Tevhidin Fazileti S.7 [4] Kelime-i Tevhidin Fazileti S.8 [5] Kelime-i Tevhidin Fazileti S.20 [6] Kelime-i Tevhidin Fazileti S.36 [7] Kelime-i Tevhidin Fazileti S.37 Kelime_i Tevhide Ait Ayet_i Kerime'ler Yüce Allah (CC) Hz.leri buyuruyor: “Şimdi (Ey Resulüm) şunu bil ki, Allah’tan (CC) başka hiç bir ilah yoktur.”[1] “İyilik eden bir kimse olarak kendini tam bir hulûsla Allah’a (CC) teslim eden ve İbrahim’in (AS) Tevhid Dinine uymuş olan kimseden daha güzel Din sahibi kimdir?”[2] Hz. İbrahim (AS) Yüce Allah (CC) Hz.leri’ne şöyle niyaz etmişti: “Şüphesiz ben sadece Hak Dine (Tevhide) boyun eğip yüzümü, gökleri ve yeri, yaratmış olan Allah'a çevirdim ve ben O'na ortak koşanlardan (müşriklerden) değilim.”[3] “Kendinden başka İlâh olmayan bir Allah (CC) hakkı için ki, o şüpheden âri olan kıyamet gününde sizi toplayacaktır. Allah’tan (CC) başka doğru sözlü kim olabilir?”[4] Ey bir çare! Sana bir hukuk merciinden bir yazı gelse onu muhakkak bir anlayana gösterir bilgi alırsın. Yüce Allah (CC) Hz.leri Resulü Azam (SAV) Efendimiz’e Mucizel Beyan’ı göndermiş. “Acaba Rabbim Bana ne Emrediyor?” diye o Kur’anı Azimüşşan’ı okumayı, öğrenmeyi, ona göre amel etmeyi azmettin mi? Yoksa can kuşun uçunca garipler diyarında perişan olanlardan olmayasın. Bu hususta Yüce Allah (CC) Hz.leri şöyle buyuruyor: “Allah (CC), İman edenleri hem dünyada, hem Ahirette (Kabirde) sabit söz olan Şehadet kelimesi (Eşhedü En La İlahe İllellah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh) ile tesbit eder; Tevhide bağlı kılar. Allah (CC), zalimleri (kâfirleri) şaşırtır ve Allah (CC) dilediğini yapar.”[5] Yüce Allah (CC) Hz.leri bize biz kullarına örnek olması bakımından Yüce Peygamber (SAV) Efendimiz’e Mucizel Beyan’ında şöyle Buyuruyor: “Bir de, yüzünü Tevhid Dinine döndür ve sakın müşriklerden olma.”[6] Diğer bir Ayeti Kerime’de de Sahibul Kainat (CC) Hz.leri şöyle buyuruyor: “Kim (Kıyamet gününde İhlâslı bir Tevhidle—Lailâhe îllellah sözü olan) Hasene ile gelirse, bundan dolayı ona bir hayır (cennet) vardır. Onlar o kıyamet azabının korkusundan emniyet içindedirler.”[7] Ey “Müslümanım” diyen kişi! Dilini (Lailâhe İllellah) Kelimei Tevhidiyle alıştırıp meşgul edebiliyor musun? Edebiliyorsan (Lailâhe İllellah) Kelimei Tevhidini çok söyleyebiliyorsan ne mutlu sana! Son nefesinde de bunun muhakkak mükafatını görüp Ayeti Kerime’nin beyan eylediği bahtiyarlığa erersin. Yalnız, Kelimei Tevhidi dilin ile söyleyip kalbin ile tasdik etmen lazımdır. “İbrahim (AS), bu (Tevhid kelimesini) soyu içerisinde baki kalan bir kelime yaptı. Gerek ki (küfürden) dönerler.”[8] “O (CC) öyle Allah’tır ki (CC), kendisinden başka hiç bir İlah yoktur, dünyada ve ahirette hamd ona mahsustur.”[9] “Bir Yaratılıştan sonra diğer bir Yaratılışa çevirip kemâle erdiriyor. İşte Rabbiniz olan Allah (CC), Mülk O’nundur (CC); O’ndan (CC) başka hiç bir ilâh yoktur.”[10] Yüce Allah (CC) Hz.leri diğer Ayeti Kerime’sinde de şöyle buyurur: “Allah (CC), kendinden başka ibadete müstehak bir varlık olmadığını delillerle açıkladı. Meleklerle İlim sahipleri de adalet ve hak üzere durarak buna iman ettiler. O’ndan (CC) başka hiç bir ilah yoktur. O (CC), Tevhid (Lailahe İllellah) getirmeyenlere galiptir; hüküm ve hikmet sahibidir.”[11] “Güzel iş yapanlara (Tevhid ve İhlâs ehline) bir hidayet ve bir Rahmettir.”[12] Ey aciz insan! Şöyle bir düşün! Sineğin kanadını düzeltmekten acizsin. Sadece Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin nimetlerini tüketicisin. Yaratıcı değilsin ve bu dünyada da ebedi kalıcı değilsin. Yok olmaya mahkumsun, varlık senin elinde değil. Eğer varlık senin elinde olsa ihtiyarlamazsın. Ölmez ve ölmek de istemezsin. Varlık, hüküm ve işinde hikmet sahibi sadece ve sadece Yüce Allah (CC) Hz.leri’dir. Öylece tefekkür edip Yüce Yaratıcı olan Allah (CC) Hz.leri’ne gerçek kul olmaya çalış. Bak bu hususta Yüce Mevlamız (CC) ne buyuruyor: “O (CC), öyle Allah (CC) ki, O’ndan (CC) başka hiç bir ilâh yok. Gizliyi de bilir aşikârı da.”[13] “O’ndan başka hiç bir ilâh yoktur; hem diriltir, hem öldürür.”[14] “Benim bu hidayetime tabi ve bağlı olanlar için asla korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar—Küfre varıp ayetlerimizi yalanlayanlar ise Cehennem ehlidirler. Onlar o ateşte ebedi olarak kalıcıdırlar.”[15] “Allah (CC) ile beraber bir ilâha ibadet etme. O’ndan (CC) başka hiç bir ilâh yoktur. O’nun (CC) zatından başka her şey yokluğa mahkumdur.”[16] “Allah (CC), iradesinden vahy ile Cebrail (AS), kullarından dilediği Peygamberlere (AS) indirip şu gerçeği (insanlara) bildirin buyuruyor: Benden başka hiç bir ilah yoktur. Bunun için Benden korkunuz, isyan etmeyiniz.”[17] “Allah (CC) var, O’ndan (CC) başka hiç bir ilâh yok; onun için Allah’a (CC) tevekkül etsin müminler...”[18] “Ama kim (Allah (CC) yolunda harcar) verir ve Allah’tan (CC) korkarsa—O en güzel kelimeyi, (Lâitâhe İllellah sözünü) tasdik ederse—Biz, onu, Allah’ın (CC) razı olacağı) en kolay yola hazırlarız—Bir de en güzel kelimeyi (Tevhidi) inkâr ederse—Biz de onu, en şiddetli yola (Ateşe) hazırlarız.”[19] “O İman edenler, sözün en güzeline (Tevhid Kelimesine) hidayet edilmişler ve Allah’ın (CC) doğru yoluna (İslâm Dinine) iletilmişlerdir.”[20] “Her kim şeref ve kuvvet isterse bilsin ki, bütün şeref ve kudret Allah’ındır (CC). Hoş kelimeler (Tevhid ve Tesbihler) ancak O’na (CC) yükselir, kabul olunur. Salih ameli de hoş kelimeler (Tevhid) yükseltir, makbul kılar. Kötülükler kuranlara gelince, onlara şiddetli bir azab vardır. Bunların yaptıkları tuzak mahvolur gider.”[21] “O’ndan (CC) başka ibadel edip durdukları şeyler (putlar), şefaat da edemezler, ancak Hakk’a (CC) şehadet eden (dili ve kalbi ile “Lailahe İllallah” diyen) kimseler müstesna. Onlar (Allah’ın (CC), Rableri olduğunu gerçek olarak) bilirler.[22] “(Ey Resulüm), onun için sen onları Tevhide davet et.”[23] “Gördün ya, Allah (CC) Hz.leri nasıl bir temsil yaptı! Hoş bir kelime olan Tevhid ve şehadet (İman) kökü yerde sabit ve dal budağı yukarda olan hoş bir ağaca benzer.”[24] “İşte bu dininiz, esasta bir tek dindir; (İslam dinidir, Tevhid dinidir). Ben de Rabbinizim. Artık benden korkun.”[25] Yüce Allah (CC) Hz.leri yine buyurdu ki: “Çünkü onlara: ‘Allah’tan (CC) başka hiç bir ilâh yoktur’ denildiği zaman, baş kaldırıyorlardı.”[26] Ey yolcu! O halde taatleri işlerken karşıya çıkan afetlerden uzak durmak ve bu durumda aşırı giden şeytan ve avanesini tesirsiz hale getirmek gerekir. Tabi bu da Tevhidi (Laileheillellah) gönülden zikretmekle, bütün mevcudiyeti bu zikrin havasına sokmakla mümkündür. -------------------------------------------------------------------------------- [1] Muhammed S. A. 19 [2] En-Nisa S. A.125 [3] El-Enam S. A.79 [4] EnNisa S. A.87 [5] İbrahim S. A.27 [6] Yunus S. A.105 [7] En-Neml S. A.89 [8] Ez-Zuhruf S. A.28 [9] El-Kasas S. A.70 [10] Ez-Zümer S. A.6 [11] Al-i Imran S. A.18 [12] Lukman S. A.3 [13] El-Haşr S. A.22 [14] Ed-Duhan S. A.8 [15] El-Bakara S. A.3839 [16] El-Kasas S. A.88 [17] En-Nahl S. A.2 [18] Et-Teğabün S. A.13 [19] El-Leyl S. A.510 [20] El-Hac S. A.24 [21] El-Fatır S. A.10 [22] Ez-Zuhruf S. A.86 [23] Eş-Şura S. A.15 [24] İbrahim S. A.24 [25] El-Mü’minun S. A.52 [26] Es-Saffat S. A.35 Kelime_i Tevhide Ait Hadis_i Kudsiler Kainatın Halikı (CC) bir Hadis-i Kudsi’sinde şöyle buyurur: “Lailahe İllellah Kal’amdır. Ona giren kimse emin olur.”[1] “Ey Meleklerim! Lailahe İllallah Ehlini bana yaklaştırınız. Çünkü Ben onları gerçekten severim.” Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin HısnullahilAzamıdır. Yani Allah (CC) Hz.leri’nin en büyük bir kalesidir. O kaleye giren zahir ve batın afetlerden emin olur. Kudsi Hadislere devam edelim. Yüce Allah (CC) Hz.leri buyurur: “Yedi kat gökler yedi kat yerler ve bunlarda bulunan mahlûkat mevcudat mizanın bir kefesine koyulsa, “Lailahe İllallah” zikrin Efdali oldu. Bununla zikretmek “Allah Allah” Kelimesi ile zikirden Efdaldir.”[2] “Arz ile semaya, sığmadım, mü’min kulumun kalbine sığdım.”[3] Kalbe Cenab-ı Hak (CC) Hz.leri’ni tecellisi ayniyle cennettir. Cennetteki mülkün genişliği ma’rifet ve irfaniyetin genişliğine ve Cenab-ı Hakk’ın (CC) zat sıfat ve ef’alinden tecellisi miktarına tabidir. Bütün taat ve azaların amellerinden maksat, kalbin tasfiyesi ve tezkiyesi ve cilasıdır. “Kalbini temizleyen felah ve necat, buldu.”[4] Ayet-i Kerimesi ile buna işaret etmektedir. Yine nakledildiğine göre Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, Resulüllah (SAV) Efendimize: “Ya Muhammed (SAV)! Mü'min kulumun bana en çok yakın olabileceği işi dünyayı terketmesidir. (Yani dünyada kalacağı kadar dünyayı imar etmesidir). Bana en iyi kulluk edecek işide farzları yerine getirmesidir. ‘Lailahe İllallah’ Kelime-i Tevhidi mü’minlerin mezarlarında ve mezarlarından kalkışlarında kendilerine arkadaş ve yoldaş olur. Buna devam edenlerin yüzleri ak ve alınları berrak olur. Onlar orada ‘Lailahe İllallah, Muhammedün Resulüllah, Velhamdü Lillahi Rabbil Alemin’ derler.”[5] Ey kul! “Lailahe İllallah” dediğin zaman dilin, ile ikrar kalbin ile tasdik et ki, ebedi alemde Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin huzurunda mahcup olmayasın. Çünkü insanlar “Lailahe İllallah diyoruz” diyorlar, fakat nefislerinin arzu ve isteklerine paraya ve dünyaya tapıyorlar. Yarın kıyamet gününde Allah-ü Teala (CC) Hz.leri: “Ey kulum! Olmayan şeyi niçin söylüyorsun?”[6] buyurup “Yalan söyledin” deyince ne cevap vereceksin? Halbuki sen dünya malına ve paraya kulluk ediyorsun. Ey insanoğlu! Niçin Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nden başkasından lezzet alıyorsun? Halbuki bütün her şey O’nun (CC) elindedir ve bu mülkün sahibidir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Alemde ancak O’nun (CC) dilediği ve O’nun (CC) irade ettiği şey olur. Onun için O’ndan (CC) başkasından lezzet alma, rahmetinde ümit kesme. Çünkü O’nun (CC) Rahmetinden ancak kafirler ümid keserler. “Lailahe İllallah” dendiği zaman, O’nun (CC) meskeni mekanı insanda sadece dil olursa, onun kalbde hiç bir meyvesi olmaz. Eğer bu kelimenin (Lailahe İllallah) insandaki yeri kalb olursa, o zaman mümin demektir. Eğer bu kelimenin (Lailahe İllallah) insandaki yeri ruh olursa, o zaman o kul Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne aşık demektir. Onun için sen dilin ile mümin olmaktan sakın, kalbinle mümin ol. Kelime-i Tevhid (Lailahe İllallah) kıyamet günü arasatta: “Ya Rabbi (CC)! Bununla şu kadar sene beraber oldum. Benim hakkımı tanımadı, hürmetimi gözetmedi.” diye senin hakkında davacı olursa halin nice olur? Kelime-i Tevhidi (Lailahe İllallah) dil ile gönül ile (kalb) ve tüm azalar ile söylenip Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin varlığını, birliğini, Ulûhiyyet ve Rububiyyetini ruhunun derinliklerine indirip kıyamet gününde Tevhidin (Lailahe İllallah) lehinde şahidlik etmesi için gayret et. Kelime-i Tevhidin (Lailahe İllallah) manasının yerleştiği kalbi hiç bir şey köle ve kul edinemez. Çünkü onun sadece Allah-ü Teala (CC) Hz.leri ile ünsiyeti vardır. Sadece onun zikri ile mutmain olur. Böyle olunca kalb başkalarının köleliğinden kurtulmuş olur. Bu bakımdan hürdür fakat nefs şehvetlerine ve dünya lezzetlerine meyledince, lezzet ve şehvet onu kendisine köle edinir ve o zaman nefs köle durumundadır. Böyle insanlar kelimei Tevhidin (Lailahe İllallah) manasını kalblerine yerleştiremeyenlerdir. Saadet ağacı “Lailahe İllallah” ağacıdır. Kim onu tasdik dikişi ile diker, İhlâs suyu ile sular, Salih amel ile gözetirse, onun kökleri sağlam ve sabit olur. Hiç bir şey onu sarsamaz, yaprakları yeşerir ve meyveleri bol ve kat kat olur. Rabbinin (CC) izni ile her zaman meyva verir. Bu ağacın meyvesi gafletten uyanıklık, tevbe, zühd, vera, tevekkül, teslimiyet ve batınî güzel sıfatların hepsidir. Bu ağacı (Tevhid) tekzib ederek diktiği riya suyu ile suladığın kötü ameller ve çirkin işlerle ahdi bozmak ve emaneti gözetmemek suretiyle onu (Tevhid) zayi ettiğin zaman, onun kökleri sağlam ve sabit olmaz, yaprakları yeşermez ve meyve vermez, kökleri parçalanır. Kim bu ağaca (Tevhide) sığınırsa zafere erişir. Böyle yapmayan hüsrana uğrar. Kim bu ağaca (Tevhide) bağlanmazsa, iki cihanda bedbaht olur. Bu (Tevhid) ağacının dallarından bir dala yapışan kimseyi bu dal yüksek derecelere kavuşturur. “Lailahe İllallah” öyle bir kelimedir ki, kendisine yapışan kurtulur. Peygamber (SAV) Efendimiz: “Lailahe İllallah deyinceye kadar insanlarla muharebe etmeye emrolundum” buyurdu. “Lailahe İllallah” öyle bir kelimedir ki, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin Vahdaniyyetini tanımayı sağlar. Onun meyvesi Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin bir olduğunu ikrardır. Ey insanoğlu! Allah-ü Teala (CC) Hz.leri seni tevhidini bilmen için yarattı. Alemdeki bütün her şeyi de senin için, senin emrine yarattı ve bunlar arasındaki hayvanları, bitkileri sana hizmetçi kıldı. Yerde senin ikamet etmeni sağlar. Melekler seni muhafaza eder, güneş sana ışık verir, hepsi senin için yaratılmıştır. Sen sadece Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ni bilip O’na (CC) kulluk için yaratıldın. Bütün mahlûkat Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin Vahdaniyyetini ve bir olduğunu kabul edip bunu ikrar için yaratılmıştır. Allahü Teala (Hz)leri seni kendisini bilmen için yarattı. Seni ise, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin senin için yarattığı yaratılan eşya ile meşgul oldun, nimetin sahibini (yaratanı) unuttun, sana gelen bağış ve lütuflanndan faydalandın ama vereni hatırlamadın. Böylece nimetin şükrünü eda etmedin. Sana verdiği ihsan ve lütuflarının hürmetine riayet etmedin. Nimet sahibine şükür, O’nun (CC) verdiği nimete teşekkür etmektir. Bu da kendisine verdiği nimetten dolayı O’na (CC) Hamd-ü Senada bulunup nurlu yolundaolmakla, zatını anmakla Resul-ü Azam’a (SAV) Salat-ü Selam ile ve O’nun (CC) tevhidiyle meşgul olmakla olur. Bu hususta Yüce Allah (CC) Hz.leri şöyle buyurur: “Ey insanoğlu! Sadece Allah-ü Zülcelal (CC) verir. Öyleyse sadece O’nunla (CC) meşgul ol ve O’na (CC) yönel. Bu hasıl olursa senin için bütün nimetler hasıl otur.”[7] Ey insanoğlu! Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nden başkasına yöneldiğin, onlara iltifat ettiğin müddetçe “Lailahe İllallah” kelimesini söylemeye devam et. Yatarken, otururken, gezerken, her türlü halükârda Kelime-i Tevhidi (Lailahe İllallah) söylemeye devam et. Çünkü o (Tevhid) sendeki iyi olmayan şeyleri yok eder, sana övülen iyi hasletleri getirir. İman-ı Kâmil olanlar bu Kelime-i Tevhidin hem suretine hem de manasına sarıldılar. Onlar, onu dilleriyle söylemek suretiyle zahirlerini, manası ile de batınlarını (maneviyatlarını) süslediler. Bunlar gibi olmayan ise, bu kelimenin (Lailahe İllallah) lafzına yapıştılar, manasını bıraktılar. Böylece batınları imandan nasib alamadı. Onların kalbleri kapkaranlıktır. Bu sözü söylemek suretiyle sadece dünyalık olan maksadlarına erdiler. Yüce Allah (CC) Hz.leri, Kelime-i Tevhidi “Kal’amdır” buyurmuşlardır. Bu kelime (Lailahe İllallah) kalb dairesini kuşatan bir Kal’a olmazsa, bu kelimenin ruhu ve manası kalbe tam sinmezse, kalbe hakim olur. Nefsin, hevanın, şehvetin ve şeytanın buraya girmesine mani olan bir muhafız olmazsa, insan bu kal’anın dışında kalır. Bu kelimeden nasibin dil olmasın. Bu Kelime-i Tevhidden nasibin onun (Tevhidin) ruhu ve manası olsun. Bu Kelime-i Tevhidi ruhuna sindir. Çünkü Resulüllah (SAV) Efendimiz ve diğer Peygamberler (AS) böyle yapmışlardır. Kelime-i Tevhidden (Lailahe İllallah) nasibin böyle olursa, dünya ve ahiretin sermayesini, iki dünyanın saadetini kazanmış, Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin veli kullarının zümresine katılmış olursun. Eğer bu sözden nasibin sadece dil ile söylemekten ibaret olursa, bu, münafıkların başı Abdullah bin Ubey ve diğer binlerce kalbinden iman etmeyen münafıkların nasibidir. Eğer Kelime-i Tevhidden nasibin böyle olursa, dünya ve ahirette hüsrana uğrarsın, bu ise apaçık bir zarardır. Böyle olunca düşman zümresine katılırsın, münafıklar Cehennemin en alt derecesindedirler.[8] Ayet-i Kerimesi buna işaret etmektedir. “Lailahe İllallah” sağlam bir kal’adır. Muhalefet ve nifakçılar çekiçlerle, onun yıkılmasına yardımcı oldular sonra insanların kalbine düşman girdi. İnsanlar “Lailahe İllallah” kelimesinden uzaklaştılar. Onlarda sadece dilin, Kelime-i Tevhid’i söylemesi kaldı. Böyle insanlar sadece kal’ayı söylemiş oldular. Kelime-i Tevhid’in (Lailahe İllallah) sadece lafzını söyleyip manasından haberdar olmamakta insanı ahiret azabından korumaz. İşte “Lailahe İllallah” kelimesi de manası ile birlikte aynen ruh ile cesed gibidir. Ruhsuz cesed faide vermediği gibi bu kelimenin de manasından haberdar olunmadığı ve canı gönülden kabul ederek söylenmediği zaman faide vermez. “Lailahe İllallah” sözü en büyük Kal’adır. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin birliğini bildiren Yüce bir sözdür. Kim onu kendine Kal’a edinirse ebedi saadeti ve nimetleri elde eder. Kim de bu mübarek Kelime-i Tevhid’i kendisine Kal’a edinmezse, ebedi azaba duçar olur.[9] Resul-i Ekrem (SAV) Allah (CC) Hz.leri’nin şöyle buyurduğunu bildirdi: “(Lâilâheillallah) -Allah'’tan (CC) başka İlâh yoktur- Kelime-i Tevhid'i benim emin bölgemdir. Onun derinliğine dalan, azabımdan kurtulur.”[10] Manasından da anlaşılacağı gibi, bu Kudsi bir Hadis'tir. Lâfzı Resulullah (SAV) Efendimizin mübarek ağzından çıkmıştır. Manası İlahi'dir. Bu Kelime-i Tevhid'in büyük şanını bize anlatır. Kulun imanı bunun ile artar. Kalbi irfanla dolar. Derinliğine inenin marifet nuru tam manası ile çoğalır. Tevhid'in ruhu olan bu cümleye devam şarttır. İman sahibi olduktan sonra başka bir şeyde düşünülemez. Onun derin manasına daldıktan sonra bir kötülük geleceği de tasavvur edilemez. Bu cümleyi okurken kul muhtaç bir durumda olduğunu Yüce Hakk’a (CC) arz etmelidir ve O’nun (CC) TEK'lik şanının azameti önünde nefsini ezmelidir. Anlatılan manada bir Kelime-i Tevhid okunursa, Allah (CC) Hz.leri’nin emin bölgesine girilmiş olur. Böylece azaptan kurtulmak da mümkün görülmüş olur.[11] -------------------------------------------------------------------------------- [1] İslamda Tasavvufun Özü S.137 [2] Sahih-i Buhari, Müslim [3] Buhari ve Müslim [4] El-A’la S. A.14 [5] Envarul Aşıkin S.297 [6] Saf S. A.2 [7] Tefsiri Kebir; Buhari ve Müslim [8] bak. En-Nisa S. A.145 [9] Ahmed Gazali (RA) Hz.leri’nin El Hısnül Hasin adlı Risalesinden [10] İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’nin riv.et.Had.Şer. [11] Onların Alemi S.298-299 Kelime_i Tevhide Ait Hadis_i Şerifler Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz Buyuruyor ki: “Bir kimse, günde yüz kere (Lailaheillallah) derse, Kıyamet gününde, Allah'ü Teala (CC) Hz.leri, o kulunun yüzünü ayın ondördüncü bedir gecesindeki parlaklığı gibi ba's ve haşr edecek ve sevab cihetinden onun ameli derecesine, hiç kimsenin ameli ref olunmayacaktır. (Ancak onun kadar ve daha ziyade diyenlerinki müstesnadır)”[1] Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz’e: “Ya Resûlellah (SAV)! Kıyamet gününde Şefaat-i Seniyyelerinize en ziyade layık olanlar kimler olacak?” diye sordular. Sualine cevaben: “Sahih bir i'tikadla evamiri ilahiyyeye ittiba ve nevahiden ictinabla beraber, Şer'i Şerifle Amil ve müştekim olduğu halde bütün kalbiyle (Lailaheillallah) diyenler kıyamet günü şefaatımla en bahtiyar olacaklardır buyurmuşlardır.”[2] “Bir kimse (Lailaheillallah) diye şehadet getirirse, Allah'ü Teala (CC) Hz.leri o kimse üzerine cehennemi haram kılar.”[3] Diğer Hadisi Şeriflerinde ise, Nebiler Nebisi (SAV) şöyle buyurmaktadır: “Zikrin efdali Lailaheillallah'tır.”[4] Ey aziz. Ehlullah demişlerki: “ Kim Lailaheillallah veya Allah derse, O’nun (CC) ismini çok anar ve buna devam ederse, dil ve kalbi birleşir, gönlündeki paslar silinir. Bu ismi zikretmek kötü fikirleri temizler, her türlü pislikleri yakar mahveder. Kalbin kazandığını aydınlığa çevirir. Zikirle kalp temizlendikçe Allah’ın (CC) nuru ile dolar, ilahi aşk görünür ve o aşkla cezbeye tutulur.” Diğer bir Hadis-i Şerifinde alemlerin Fahr-i Ebedi'si (SAV) Efendimiz buyururlar ki: “Bir Müslüman kul (LAİLAHEİLLALLAH) deyince, bu tevhid kelimesi gökleri yarar, Allah’ın (CC) huzuruna varıp durur. Allah-u Teala (CC) Hz.leri ‘Sakin ol, sakin ol!’ der. Kelime-i Tevhid cevap verir: ‘Nasıl sakin olayım. Beni söyleyen kişi mağfiret olunmadıkça sakin olamam. Heyecan ve ızdırabım dinmez.’ deyince Cenab-ı Hakk da: ‘Daha o kulumu lisanından seni akıtıp söylettiğim zaman onu mağfiret etmiştim.’ buyurur. Ve Kelime-i Tevhid rahatlaşır.”[5] Kelime-i Tevhidin bu fevkalade üstünlüğü ve fazileti dolayısıyla cehri (sesli) tarikatlarda nefsi emmareyi (vahşi hayvan sıfatlıdır) katletmek için salike (sülük eden) bu telkin edilir. Hadis-i şeriflerde buyurulmaktadır ki: “En değerli, en faziletli zikir, Kelime-i Tevhiddir. Yani (Lâilâheillallah) demektir.”[6] Başka bir Hadis- Şerifte Resul (SAV) Efendimiz şöyle buyurdu: “İbadetlerin hayırlısı, (Lâilâheillallah) diyerek Kelime-i Tevhid çekmektir.”[7] “Kelime-i Tevhid bütün günahları temizleyip yok eder.”[8] “Ölüm döşeğinde olan hastanıza son söz olarak, Kelime-i Tevhid'i söyletiniz. Böyle olunca bin sene de yaşasa günahlarından korunur.”[9] “Cennet'in bedeli (Lâilâheillallah) demektir. Yani bu kelime-i Tevhid Cenneti satın alır.”[10] Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz diğer bir Hadis-i Şeriflerinde buyuruyorlar ki: “Bir kere inanarak halisen kalben (Lailaheillallah) diyen cennete girer.”[11] “Bu nasıl mümkün olur?” diye kısa görüşlüler hayret ederler. Bunlar bu Kelime-i Tayyibenin berakatına vakıf değillerdir. Allah'ım (CC)... Bizleri bu Kelime-i Tayyibenin bereketinden mahrum etme ve bu iki kelime üzerinde bizi sabit kıl! Bizleri bu kelime-i tayyibeyi tasdik üzere öldür ve bunu tasdik edenlerle haşreyle. Bu kelime hürmetine ve bu Kelime-i Tayyibbeyi tebliğ eden Peygamberler (AS) ve Nebiler Nebisi (SAV) hürmetine cennet ve cemaline dahil et. (Amin) Fahr-i Kainat Aleyhi Ekmelüt-tahiyyat (SAV) Efendimiz şöyle buyurur: “Bu beratlar tartıldıktan sonra Hak Teala (CC) ümmetimden bir kişiyi seçer. Ortaya getirirler. Onun için doksan berat açarlar. Her berat göz ayrımı kadar olur, fakat hiç birisinde bu kulun salih bir ameli görülmez. Bütün beratları günahlarla doludur. Bu kişi utanarak başını önüne eğer, hayran ve aciz öylece kalır. Hak Teala (CC) Hz.leri buyurur: ‘Ey kulum!... Şu beratlarda yazılanları inkâr edebilir misin? Sana hiç zulmettim mi? Bir özrün var mı?’ diye sorar. O kişi titreyerek cevap verir: ‘Ya Rabbi (CC)!... Haşa ki sen kuluna zulmedesin.’ Hak Teala (CC) buyurur: ‘Benim kullanma zulmüm yoktur. Senin benim katımda 'Hüsn-ü İtikatın vardır' diye bir berat daha olacak’. Derhal o berat bulunur ve kulun eline sunulur. O beratta da (LAİLAHEİLLALLAH) yazılıdır. Hak Teala (CC) Hz.leri buyurur: ‘Ey kulum!.. O günah beratlarını bir kenara bırak, var imdi bu beratı teraziye koysunlar.’ O kişi inleyerek teraziye gider. Hak Teala (CC) Hz.leri’nin buyurduğu gibi bu beratta tartılır. Üzerinde (Lailaheillallah) yazılı bulunan bu berat, diğer günah beratlarından ağır gelir. Zira o kul inanarak ve ihlas itikat içerisinde bir kere (Lailaheillallah) demiştir. Hak Teala (CC) Hz.leri irade buyurur: ‘Ey kulum...Bir kere ihlas ile (Lailaheillallah) demen sebebiyle bütün günahlarını affettim. Yürü cennetime. Ye iç, rahat et’.”[12] Ey İnsan... Bir kere ihlas ile (Lailaheillallah) diyen cennete nail olursa, ahir ömrünü Tevhidle geçiren kulun halini bir düşün ibret al... Kainatın efendisi (SAV) Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurur: “İnsanlarla (Lailaheillallah) dedikleri ana kadar savaşmakla emrolundum. Bu tevhidi söylerse kanlarını ve mallarını bu tevhid sayesinde benden korurlar. Fakat hesaplarını bilen Allah'tır (CC). (Samimiyet derecelerini kalplerinin içini Allah (CC) bilir.)”[13] Yine Resulüllah (SAV) Efendimiz: “Ehl-i Tevhide ölüm anında da kabir hayatında da korku yoktur.”[14] buyurmaktadır. Resulüllah (SAV) Efendimiz bir gün Ashab-ı Kiram’a (RA): “İmanınızı tecdid ediniz (yenileyiniz)” dediğinde Ashab (RA): “Nasıl tecdid edelim Ya Resulallah (SAV)?” diye sordular. Resulullah (SAV) Efendimiz de cevaben: “(Lâilâheillallah) zikrine devam ediniz. Çünkü buna devam etmek kalbi nurla doldurur ve mü'minin yakinini artırır.”[15] buyurmuştur. İki cihan güneşi yüce Peygamberimiz (SAV) bir Hadis-i Şerif’inde şöyle buyuruyor: “Her kim harflerininin hakkını vererek ve çekerek (Lâilâheillallah) derse, büyük günahlardan 4000 günahı yıkılır.”[16] Bazı Ekabir demişler ki: “Cem'ü Himmet ve Huzur-u kalble 100 defa (Lâilâheillallah) derse bunu bir zalime gönderirse Allah-u Teala (Hzleri) onun mahv-u helakini ta'cil eder. (Acele ettirme ve çabuklaştırma) Yine kim her sabah abdestli olarak 1000 defa (Lâilâheillallah) derse nzık sebeplerini Allah (CC) kolaylaştırır ve uyuyacağı zaman (uyumadan) 1000 defa (Lâilâheillallah) derse, ruhu arşın altında geceler. O alemden gıdalanır.” Peygamber Efendimiz (SAV) bir Hadis-i Şeriflerinde: “Mü'minlerin 3 kal'ası vardır. Birincisi: Zikrullah; İkincisi: Kur'an okumak; Üçüncüsü: Mescid (yani namaz kıldığı yer ister evi olsun, ister mescitte veya harici olsun.)” Hasan-i Basri (RA) Hz.leri buyuruyor ki: “Kalplerinizi Zikrullah ile daima tazeleyip parlatın. Çünkü kalp çabuk kirlenir.” Bir başka Hadis-i Şerifte: “Berat ve diğer gecelerde bir kimsenin ağzından çıkan (Lâilâheillallah) zikrinin, Allah’ın (CC) huzuruna kadar yükselmesine ve varmasına hiç bir şey mani olamaz ve perde olamaz.” buyurulmuştur.[17] Nebiler Nebisi (SAV) başka bir Hadis-i Şerifte'de şöyle buyurmuştur: “(Lâilâheillallah) sözünü ve istiğfarı çoğaltınız. Çünkü şeytan diyor ki ‘Ben insanları günahlarla helak ettim. Onlarda beni (Lâilâheillallah) ve istiğfarla helak ettiler. Bunu görünce o insanları nefis ile, yani dünya arzu ve hayalleri ile helak ettim. Bunun farkına varamadılar. Hidayete devam ettiklerini zannederek istiğfar etmediler’.”[18] “(Lailahe) deyince kalbden masiva boşalır; (illallah) deyince de kalb cilalanır.”[19] Yine alemlerin Fahr-i Ebedisi (SAV) diğer bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Dört şey var ki, bunlar kimde bulunursa Allah-u Teala (CC) Hz.leri onun için cennette bir ev yapar ve Allah'ın (CC) A'zam nurunda olur. 1- Cehennemden ebedi muhafaza eden ve koruyan (Lâilâheillallah) zikrini çokça söyleyen; 2- Bir sevaba nail olunca (Elhamdülillah) diyen; 3- Bir günaha duçar olunca (Estağfirullah) diye tevbe eden; 4- Bir musibet'e maruz kalınca (İnnalillah ve innaileyhi raci'un) diyen.”[20] “Sıdk-ı ihlas ile (Lâilâheillallah) diyen kimseden, bu kelime 99 belayı defeder. (Bu belaların en küçüğü gam, hüzün ve kederdir)”[21] Nebiler Nebisi (SAV) şöyle buyuruyor: “Kıyamette şefaat etmekte ve şefaatimin kabul edilmesinde devam ederim. Ta ki: ‘Ya Rabbi (CC)!... Ömründe bir kere bile olsa, Sıdk-u Sadakatle (Lâilâheillallah) demiş kimseler hakkında bile şefaatimi kabul eyle.’ derim. Cenab-ı Hak (CC) cevaben buyurur ki: ‘Bunlara şefaat etmek ne sana ne de senden evvel gelen Peygamberlere (AS) ait değildir. Bu bana aittir. (Lâilâheillallah) diyen hiç bir kimse kalmaz, hepsini cehennemden çıkarırım’.”[22] Rasul-i Ekrem (SAV) Efendimiz şöyle buyuruyor: “(Lâilâheillallah) diyen mü'minlerden bir kısmı günahları sebebiyle cehenneme girerler. Bunu gören müşrikler onlara: ‘(Lâilâheillallah) demeniz size fayda vermedi. Sizde bizimle beraber cehennemde yanıyorsunuz.’ derler. Onların bu sözünden Allah-u Teala (CC) Hz.leri gazaba gelir ve (Lâilâheillallah) deyip de cehennemde yanan mü'minleri cehennemden çıkarır. Onları hayat nehrine atar. Onların yanıkları iyileşir, sonra cennete girerler.”[23] Kainatın Fahr-i Ebedisi (SAV) bir Hadis-i şeriflerinde: “İman 60 veya 70 küsur şubedir. Bunların efdali (Lâilâheillallah)'tır. En aşağısı da yoldan halka eziyet veren bir şeyi kaldırmaktır. Utanmak da imandan bir şubedir.” buyurmuştur.[24] “Her kim çarşıya girerse (Lâilâheillallahü vahdehü la şerikeleh, lehul mülkü velehul hamdü yuhyi ve yümitü ve huve hayyün la yemütü biyedihil hayri ve hüve 'ala külli şeyin kadir) zikrini okursa, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri ona 1000 defa 1000 sevap yazar, 1000 defa 1000 günahını mahveder ve 1000 defa 1000 derecesini yükseltir. Ve o kişiye cennette bir de ev yapar.”[25] Bu Hadis-i Şerifin şerhinde deniyor ki: “Çünkü çarşı gaflet yeridir. Allah'ın (CC) zikrini unuturlar. Ticaretle meşgul olurlar. Böyle yerler, şeytanın saltanat kurduğu ve askerlerini faaliyete geçirdiği ve ordusunu topladığı yerlerdir. Onun için burada zikir yapan kimse şeytanla harb eder, şeytanın ordusunu hezimete uğratır. Bu sebeple vaad buyurulan bu mükafatlara layık olur.”[26] Tevhid-i Hakikinin (Zikrullah ehlinin) tarik-i zikrullahtır. Yani lisan il Esmaullaha iştigaldir (meşgul olmaktır). Ve Esmaullah 99 dur ki en efdali (Lâilâheillallah)tır. Zikrolunan isimlere “Esmai Lafziyye-i Mecaziyye” derler ki, esmaul esmadır. Zulüm ve zikri unutmaktan Fesad-ı Arz (yer fesadı) hasıl olur. Melaikeden bir sınıf var ki, onlara Seyyar Melekler derler. Adem oğullarının nefeslerinden yaratılmışlardır. Onlar daima yeryüzünde sefer ve seyahat eyleyip zikir meclislerini ararlar. Her nerede zikir cemiyeti bulurlarsa, birbirlerini oraya davet edip orada hazır bulunurlar. Onun için zikir ehline karşı edebe riayet lazımdır ve Ehl-i zakire (zikir Ehli'ne) muraatı ibadet vaciptir. Zira; Celal-i Hakk'a (CC) ve şanı melaike ve esfıyaya layık olmayan, veçhile muamele ve tenfir (Nefret ettirmek) hazır olan melaikeyi tenfirden maadaü o meclise Allah (CC) Hz.leri’nin gazabının girmesine sebep olur. (Lâilâheillallah) kelimesi, Peygamberimizin Şehadet'i ve Zikirlerin hayırlısı oldu. Zira, 4 kelimedir. Şimdi bir kimse bu 4 kelime sırrı üzerine (Lâilâheillallah) derse, o kimse alemin dili olur ki; bütün eşyaların dilinden Tevhid etmiş olur. Veyahut nutkanda naip (vekil) olur. Hak dilinden zakir (zikreden) olur. Beka-i Vücud, Ke-lime-i Tevhid ile hasıldır. Dünyanın bekası da Kelime-i Tevhid'in bekasına bağlıdır. Ve yine (Lâilâheillallah) iki alemi cem etmekle Hayrul Ezkar (zikirlerin hayırlısı) oldu. Onun için bu ismin gece ve gündüzden vakti mahsusu yoktur. Gece ve gündüz unutmadan daima zikretmek, Zikr-i Enbiya kümmeli evliyadır ki, Canib-i Ula'ya Ali'dir. Bir veçhile ki, onunla mezkur asla hail (perde) yoktur. Nitekim Hadis-i Şerifte: “Bizim annemiz oldu. Pederimiz Adem'in hemşiresi gibi olmakla Nahil (Hurma ağacı) diğer ağaçlardan üstün kılındı. Kelime-i Tevhidde diğer zikirlerden üstün kılındı” buyurulmuştur. Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz buyurdu ki: “Benim ve benden önce gelmiş Peygamberlerin söyledikleri sözlerin efdali (Lâilâheillallah)'tır. Bu sebeple efdal efdale teşbih olundu. Kelime-i tevhid, Kur'an şeceresi (ağaç) Şecere-i Tayyibe (Nahil hurma ağacına) benzetildi kii Adem (as) Peygamber'in (SAV) yaratıldığı çamur artığından yaratılmıştır.”[27] “(Lâilâheillallah) ehline ne kabirlerinde ve ne de mahşerde vahşet (yadırgamak) olmayacaktır. İkinci sur'a İsrafil (AS) üfürüpte mahşer olduğu zaman, bunların başlarından toprakları saçarak kabirlerinden çıktıklarını ve yadırgamadan, ‘Allah-u Teala (CC) Hz.leri’ne hamdolsun ki, bizden bu gün (mahşer günü) hüzün ve kederi defetti. Rabbımız Gafur ve Şekurdur’ diyerek kabirlerinden çıktıklarını şimdiden görür gibi oluyurum.”[28] Bu Hadis-i Şerifte, (Lâilâheillallah) ehline büyük tebşirat vardır. (Lâilâheillallah) ehli demek, bu Kelime-i Tevhid'i çok okuyan Ehl-i Zikir demektir. Bütün tarikatlarda (Lâilâheillallah) zikri, bilhassa cehri (sesli zikir)de ilk derstir. Yine bir Hadis-i Şerifte: “(Lâilâheillallah) kelimesi, kıyamette tartılmaz. Her iyi amel tartılır da, bu tartılmaz. Çünkü karşılığında bunu tartacak hiç bir şey bulunmaz. O sebepten her şeyden ağır basar.”[29] buyurulmuştur. Ahirette mizan'a en son konacak olan, kulun dünyada iken söylediği (Elhamdülillah) sözüdür. Çünkü Hadis-i Şerifte (Elhamdülillah) sözü teraziyi dolduruyor da, (Lâilâheillallah) sözü doldurmuyor. Çünkü her hayr amelinin bir zıddı vardır ki, o amel zıddının karşısına teraziye konur. (Lâilâheillallah) sözüne karşılık olarak ancak şirk vardır. Tevhid ile şirk hiç bir zaman bir mizanda cem olamaz. Zira, bir kul inanarak (Lâilâheillallah) derse, şirk etmemiştir. Şayet ederse (Lâilâheillallah) sözüne inanmamıştır. Madem ki Tevhid ile şirk bir Terazide cem olmuyorlar, o halde (Lâilâheillallah) sözü mizana girmez. Çünkü karşısına buna muadil olacak karşılık yoktur. Diğer kefe'ye konacak yoktur, bulunmaz. Bir kul 99 defteri günahla doldurmuş olsa, bunların karşısına (Lâilâheillallah) gelince (Lâilâheillallah) ağır basar, 99 defteri yok eder. Binaenaleyh, Allah-u Teala (CC) Hz.leri’nin ismine karşı hiç bir şey ağır gelmez. Resulullah (SAV) Efendimiz bize hutbelerinde buyurdu ki: “Her kim başka bir şey karıştırmaksızın (Lâilâheillallah) ile gelirse, ona cennet vacip olur.” Bunun üzerine İmam-ı Ali (RA) Hz.leri ayağa kalktı: “Anam babam sana feda olsun! Başkasını karıştırmamak tabirini bizlere açıklar mısın, Ey Allah'ın (CC) Resulü (SAV)?” diye sordu. Resul-ü Ekrem (SAV) Efendimiz cevaben buyurduki: “Dünyayı isteyerek ve ona tabi olarak muhabbet etmektir. Çünkü bir kavim vardır ki, Peygamberlerin sözlerini söylerler. Fakat amelleri kebabire (zorba) amelidir. Binaenaleyh, her kim ki (Lâilâheillallah) ile gelir de onda bu sakıncalardan biri bulunmazsa, ona cennet vacip olur.”[30] “(Lâilâheillallah) ehli ile düşmanlıktan sakınınız. Çünkü Allah-u Teala (CC) Hz.leri’nin umumi velayeti (muhafazası) altındadırlar. Ve onlar Evliyaullah’tır (RA). Arz dolusu günahlarla gelseler de, Allah (CC) Hz.leri’ne şirk etmedikleri sürece Allah (CC) Hz.leri onların günahlarını affeder, onun kadar mağfiretle karşılar. Veliliği sabit olanla muhasebe haram olur.”[31] Kalbde zikir, müridler (Allah'ı (CC) murad edenler)'in kılıncıdır. Onunla düşmanlarını öldürürler ve kendilerine gelecek afetleri def ederler. Zira, bela kulu yakalar da o kul kalbi ile Allah’a (CC) dönerse, derhal ona gelen her hoşa gitmeyecek şeyler yön değiştirir. Bir kalbde zikir yerleşirse, ona yaklaşan şeytan sarsılır, sa’raya tutulur. Başına diğer şeytanlar toplanıp da: “Buna ne olmuş?” diye sorarlar. O zaman derler ki: “Buna insan dokunmuş.” Yine bir Hadis-i Şerifte Hz. Resul (SAV) Efendimiz şöyle buyuruluyor: “Bir melaike görevi icabı bir kişinin azalarını yarıp hayırlı bir amel aradı, hiç bulamadı. Sonra kalbini aradı, orada da bulamadı. Sonra sakalını çekti ve damağının bir tarafına yapışmış (Lâilâheillallah) der buldu. Bu yüzden o kul mağfiret olundu.” Rivayete göre 706.000 kere Kelime-i Tevhid okuyanı Allah (CC) cehennemden korur, azad eder. Sahabe'den (RA) rivayet edilmiştir: “Her kim kalbinden halisen (Lâilâheillallah) derse, onu tazim ile medhederse, yani çekerse, büyük günahlarından 4000 günahı mağfiret olunur.” Zikrin daha başka hassalarının izahına devam olunmuştur. Kelime-i Tevhid'in, Tevhid'i söyleyen kişi için zikrettiğimiz şekilde zikrine devam eden kimseye maddi manevi, dünyevi ve uhrevi çok fayda ve azim menfaatleri hasıl olur. “Bu dünya 3 günlük bir hayattan ibarettir: 1- Dün; 2- Yaşanılan gün (Bugün) 3- Yarınki gün.” buyurulmuştur.[32] Her güneşin doğduğu gün yaşanılan ikinci gündür. Üçüncü güne erişeceğini bilemeyen biçare, sonsuzluk alemine hazırlığın nasıl? Allah (CC) Hz.leri’ne karşı ibadet ve taatte misin? İbadetin nasıl? Adet hükmünde mi, ibadet hükmünde midir? Hiç düşündün mü? Adet, ibadet hükmü nedir, nasıl bir şeydir? diye sorarsan, adet hükmünde ibadet eden bir insanın yaptığı ibadeti (Namazı, orucu, zekatı, haccı, zikri, fikri ve şükrü) eğer kendisini kötülük yapmaktan alıkoymuyorsa, Anasır-ı Erba'da (vücudunda), yaşamında bir değişiklik yoksa, o kişinin yaptığı ibadeti adet hükmündedir. Bu konuya ilişkin, Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri şöyle buyuruyor: “Artık şiddetli azap olsun (nifak suretiyle) namaz kılanlara. Onlar, namazlarından gafildirler. Onlar namazlarıyla insanlara gösteriş yaparlar.”[33] Gerçek manada inanarak ibadet hükmünde ibadet yapanlar ise, o yaptıkları ibadetleri kendilerini kötülüklerden muhafaza eder. Ve bu vesile ile huzurdan hiç ayrılmazlar. Dünyada iken daima ölümü anıp hazırlıklı olmaya gayret edip Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin huzuruna alının akı ile gitmeye gayret gösterip daima gözünden yaşı akıtanlardır. Nitekim Cenab-ı Hak (CC) Hz.leri şöyle buyuruyor: “Riya korkusu olmayan; tenhada bizin için, bizim Riza-i Şerifimiz için gözyaşı döken gözü cehennemde yakmaktan haya ederiz.” “Müminim, Allah’ı (CC) ve Resulü (SAV) seviyorum!” diyen kişi, her daim Allah (CC) Hz.leri’ni zikreder. Yüce Peygamberimiz (SAV), kendisine gelmiş ve gelecek günahlarının af edileceği tebşir edildiği halde, yine Allah (CC) Hz.leri’ni en en çoğunlukta zikredeni, en çok istiğfar edeni, en çok dua edeni, en fazla gözyaşları akıtanı, ahlakı yaşamı ve her anı Kur'an-ı Kerim olan ve hep Allah (CC) Hz.leri’ne yalvaranıdır kullar içerisinde... Hal böyle iken, “Mü'minim” diyen her kimseye en çok yakışan şey, daima her nerede olursa olsun ve ne şartlar altında bulunursa bulunsun, daima ve hiç unutmadan Yüce Allah (CC) Hz.leri’ni zikretmektir. “Dünyayı sevmek, her günahın başıdır.” Hadis-i Şerifi mucibince, yine salihleri andığı vakitte Allah (CC) Hz.leri’nin dostlarını sevmekle Allah (CC) Hz.leri’ne yaklaşır. İşte bütün bunlar, mahlukatın nefesleri sayısınca Allah (CC) Hz.leri’ne giden yollardır. Yine buyuruluyor ki: “Yol, açıktır. Namaz, Oruç, Zekat, Hacc, Tevhid ve Resulüllah (SAV) Efendimizin risaletine şehadettir kii erkanın evveli budur. Haramlardan sakınmaktır ki, müminin Allah (CC) ile hali budur. Ve işte bu tariktir. Müminin Allah (CC) ile halinden geçenler gibi, Allah (CC) Hz.leri’ni çok zikir etmesidir.” Ey Okuyucu kardeşlerimiz... Size rahat vermeyecek şeylerle vakitlerinizi zayi etmeyiniz. Sizin geçen her nefesiniz muhakkak sizin sayılı nefeslerinizdir. Kendisi ile mağrur olduğunuz şeylerden, yani dünyevi mallardan sakınınız. Vakitlerinizi ve kalblerinizi muhafaza ediniz. Çünkü en aziz şeyiniz vakit ve kalbinizdir. Eğer vaktinizi ihmal eder, kalbinizi de zayi ederseniz, Allah (CC) Hz.leri’ni ve Resulü (SAV) Efendimizi anmayı (zikretmeyi) unutursanız, münafıklığın alameti ile başbaşa kalırsınız. Gerçekten o zaman dünyadan ebedi alem için faydalarınız gitmiştir. Sonunda biliniz ki, Allah (CC) Hz.leri’niı ve Resulü (SAV) Efendimiz’i unutan kalb kararır ve kötüleşir, hastalanır. Resul-i Ekrem (SAV) Efendimiz: “Kim ki, küçük bir çocuğu büyütüp terbiye eder, ona (Lâilâheillallah) demesini öğretirse Allah (CC) o kulunu hesaba, sorgu suale çekmez.”[34] buyurmuştur. Ey Cennet yolcusu, Müslüman kardeşim... Bütün bu açıklamalar, sizlere bir nebzecik dahi olsa faydalı olabilmek içindir. Cenab-ı Hak (CC) Hz.leri kullarını ne kadar çok seviyor ve bize acıyor ki, küçük bir bahane ile bizleri affetmek istiyor. Kullarını bağışlamak için bahaneler yaratmış. Gerçekten ihlas ile Kelime-i Tevhid, Kelime-i Şahadet okuyan kimseleri affedeceğini ve affettiğini bildirmektedir. Allah (CC) Hz.leri (Lâilâheillallah) cümlesini söyleyen dili ve bu dilin bulunduğu cesedi yakmaz.”[35] Hz. Resul-i Sekaleyn (SAV) Efendimiz şöyle buyurdu: “Kıyamet günü şefaatime mazhar olan bahtiyar, en mesud kimse, canu gönülden sıdk ile (Lâilâheillallah) diyen kimsedir.”[36] Kelime-i Şehadet’de, Kelime-i Tevhid’de şart olan, hulus-i kalb ile, candan, canu gönülden söylemektir. Söylediğin zaman tüylerin ürperecek. “Seni yoktan vareden büyük Allah (CC) Hz.leri’nin huzurunda olduğunun ve O’nun (CC) mübarek ismini söylediğinin bilincinde olacaksın” demektir. Peygamber (SAV) Efendimiz bir Hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: “Tesbih çekerken, tekbir getirirken, (Lâilâheillallah) derken yahutta (Elhamdülillah) derken ölen kimse kıyamet gününde bunları söyleyerek dirilecektir. Kim de gaflet içinde ölürse, o gaflet üzerinde diriltilir. Onun için uyurken kendinizi zikre alıştırın.”[37] Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz Buyuruyor: “En faziletli, en değerli Zikir (Lâilâheillallah) kelimesidir. Yani (Lâilâheillallah) diyerek Kelime-i Tevhid çekmek, Cenab-ı Hakk’a (CC) yapılan ibadetlerin en makbulü, en üstünüdür.”[38] Yine Hz. Resul-i Kibriya (SAV) Efendimiz: “İbadetlerin en hayırlısı, iyisi, (Lâilâheillallah) Kelimesidir.”[39] buyurmuşlardır. Allah (CC) Hz.leri’ni anmak, hatırlamak yadetmek, ve zikretmek için, Allah (CC) Hz.leri’nin varlığını, birliğini, uluhiyyet ve rububiyyetini ve birliğini ilan etmek için söylenecek en faziletli en şerefli sözün (Kelimenin) (Lâilâheillallah) olduğunu Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz’den öğreniyoruz. Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz bir başka Hadis-i Şerif’inde buyurdu ki: “Zikir, Allah ( CC) Hz.leri yolunda yapılan hayırdan (harcanan paradan, sadakadan) yüz kat daha üstün, daha faziletli ve daha sevablıdır.”[40] “Yapılan hiç bir hayır hiç bir sadaka, Allah (CC) Hz.leri’ni zikretmekten (anmaktan) sevaplı ve faziletli değildir.”[41] Ey dost! Zikirde, Allah (CC) Hz.leri’nin Varlığını, birliğini dile getirmek vardır, onun, için değerlidir. Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz Ashab’ıyla (RA) birlikte oturmuş sohbet ediyorlardı. Resul-i Ekrem (SAV) Ashab’ına: “Ellerinizi kaldırın ve (Lâilâheillallah) deyin yani, Kelime-i Tevhid ile zikredin buyurdu.”[42] Hadisi Şerifi rivayet eden zat diyor ki: “Ellerimizi kaldırarak bir saat kadar, (Lâilâheillallah) diyerek zikrettik. Sonra Resul-i Ekrem (SAV) şöyle dua etti: ‘Allah'ım (CC)! Gerçek ki, Sen beni bu Kelime-i Tevhid ile gönderdin ve bana onu emrettin. Cenneti de ona bağlı olarak vadettin. Şüphesiz sen vaadinden dönmezsin.’ Ve Ashab’ına (RA): Ey Ashabım (RA)! Şimdiden sevinin ki, Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri, sizleri mağfiret etti.’ müjdesini vermiştir.”[43] Bu Hadis-i Şerif’ten de anlaşılıyor ki: Kelime-i Tevhid ferden olduğu gibi topluca da çekilebiliyor ve çekilmesinde de çok büyük sevab ve fazilet vardır. Bir çok Tasavvuf Tarikat ehlinin toplu halde zikir tavsiye ve telkinleri bu Hadis-i Şerif’e dayanır. Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz yine buyurdu ki: “Bir kimse, (inanarak) Lâilâheillallah sözünü söylerse cennete girdi.”[44] “Bir kimse, (Lâilâheillallah) derse, Allah (CC) Hz.leri o kimseyi cehennem ateşine atmaz.”[45] Yani (Lâilâheillallah) diyen demeye devam eden kullarına cehennem yüzü göstermeyecektir. (Lâilâheillallah) kelimesini, hiç bir amel geçemeyecektir. Cenab-ı Peygamber (SAV): “Hiç bir salih amel, hiç bir iyilik (Lâilâheillallah) kelimesini, geçemez.” buyurmuşlardır.[46] “(Lâilâheillallah) hiç bir günah da bırakmaz.”[47] Sevgili Peygamberimiz (SAV) yine buyuruyor ki: “Kim ki, muhlis yani halisane olarak ihlas ile (Lâilâheillallah) derse, cennete girdi (girecek).”[48] Ashab-ı Kiram (RA) Hz.leri sordular: “Ya Resulallah (SAV)! bunun ihlası nedir?” Resulullah (SAV) Efendimiz: “Siz Allah (CC) Hz.leri’nin haram kıldığı her şeyden men etmesi, alıkoymasıdır.”[49] buyurdu. İşte bu özellikler ve bu ölçüler çerçevesinde Kelime-i Tevhid olan (Lâilâheillallah) sözünü söyleyen, söylemeye devam eden kimse, ebedi aleme göç edince cennete girecektir. Alemlerin Fahr-i Ebedisi (SAV) Efendimiz buyuruyor: “Sıdku İhlas ile (Lâilâheillallah) diyen kimse, yer dolusu günah ile de gelse, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri onu mağfiret eder, günahlarını bağışlar.”[50] “Ey Ebu Hureyre (RA)! Ölüm döşeğinde olanlara Kelime-i Tevhidi telkin eyle! zira Kelime-i Tevhid (Lâilâheillallah) bütün günahları yok eder.”[51] “Ölmüşlerinizi (Lâilâheillallah) diyerek rızıklandırınız. Yani, ölmüşlerinizin ruhları için Kelime-i Tevhid çekerek sevabını onlara bağışlayın.”[52] “(Lâilâheillallah) diyen kimselere ne ölüm anlarında, ve ne de kabirlerinde hiç bir korku ve yalnızlık yoktur.”[53] Hz. Resul (SAV) Efendimiz: “(Lâilâheillallah) diyen kimseler için kabirlerinde hiç bir korku ve yalnızlık yoktur ve tekrar dirildiklerinde de hiç bir korku ve yalnızlık yoktur. Mahşer meydanında da korku ve yalnızlık yoktur. Şu anda, ben (Lâilâheillallah) ehline başlarındaki toprakları silkeleyip şu duayı: ‘Bizden üzüntü ve sıkıntıyı gideren Allah’a (CC) Hamd olsun.’ okuyor okuduklarını görüyor gibiyim.”[54] buyurmuştur. Ey “Allah” (CC) diyen, dost! (Lâilâheillallah) ehlinin şu Hadis-i Şerifin bildirdiği korkulardan emin olması, ne büyük bir devlet olduğunu düşünmeni isterim. Bu dehşet verici yerlerde ne kasa, ne para ve ne de mevki ve şöhretin kıl kadar fayda vermediğini düşünürsen, sanırım hidayete ereceğinin en büyük işaretidir. Nuh (AS) oğluna şu vasiyeti yapmıştır: “Ey oğulcuğum. Sana (Lâilâheillallah) demeni tavsiye (vasiyet) ediyorum. Çünkü (Lâilâheillallah) terazinin bir gözüne (kefesin) gökler ve yerler diğer gözüne (kefesine) konsa (Lâilâheillallah) onlardan ağır basar.”[55] Ey Mümin kardeş! Sen de evlatlarına bu tavsiyeyi yapmalısın. Onların ölüm anında kabir hayatlarında korku ve yalnızlık çekmelerine engel olmalısın. Mehşer günü herkesin “Nefsim, nefsim.” dediği o dehşet verici ve yeniden dirilme anındaki korkulu anlarda onlara yardım edebilecek, yardımına, imdadına yetişebilecek bir azık vermelisin ki, bu (Lâilâheillallah) sözüdür. Bu sözü çok çok söylemeye alışsınlar. Yalnız sen bu tevhidi söylemediğin halde onlara söyleyin demeye kalkarsan bu geçerli olmaz. Hz. Peygamber (SAV) Efendimiz bu Hadis-i şerifleri biz ümmetlerine söylemiş ve Hz Nuh’tan (AS) bize nakletmiştir. Yine bir Hadis-i Şerif’te: “Kim ki, canü gönülden (Lâilâheillallah) derse, cennete girdi (ölünce cennete girmeye hak kazandı) demektir.”[56] Orada bulunan Ashab-ı Kiram (RA): “Ya Resulellah (SAV)! Herkese müjde verelim mi?” diye sordular. Resul-i Ekrem (SAV) Efendimiz: “Bu amellerine güvenip başka amel yapmamalarından korkarım.”[57] buyurdu. Bir müslüman, her gün nasıl ki, maddi yemesine, içmesine dikkat gösterip her gün hiç bıkmadan, usanmadan yiyip içiyor yatıp uyuyor, istirahat ediyor ve etmesi de gereklidir. Zikirler ibadetler de böyledir. Yani, devamlı her gün yapılması, okunması lazımdır. Bir ömür boyu nizam ve intizam içinde düzenli bir şekilde bu işler (ameller) yapılıp yerine gelecektir. Her gün bu zikirlere aynı sayıda devam edenler bu Hadis-i Şerife mazhar olacaklardır. Çünkü zikirler ruhun gıdasıdır. Vücudun gıdası maddi yemeler içmelerdir ruhun gıdası da manevi gıda olan zikirlerdir her gün yapılması gerekli olan bir ameldir. Bu Hadis-i Şerifde ona işaret vardır. Bunun için hem diğer ibadetlere dikkat edilecek hem de ihlas ile Zikrullah ve Kelimei Tevhid çekilecektir. O zaman talib, Allah (CC) Hz.leri’nin vaadiyle İnşaallah Cennete ve Cemalullaha erecektir. Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz buyurdu: “Lâilâheillallahü) demenin sevabı Uhud dağından büyüktür.”[58] “Ey amcacığım (Lâilâheillallah) de. Bu öyle bir kelimedir ki, ben seni Allah (CC) Hz.leri indinde ancak onunla müdafaa edebilirim (savunabilirim).”[59] Sevgili Peygamberimiz (SAV), kendisini koruyan amcası Ebu Talib’i imana davet ettiğinde böyle söylemişti. Canab-ı Hakk (CC) Hz.leri, Hz. Musa’ya (AS) vahyetti. Dünyada (Lâilâheillallah) diyen olmasaydı, ben cehennemi dünya ehline musallat kılardım.”[60] Dikkat et, sana en kolay ve en efdal olanı bildiriyorum. (Lâilâheillallah) kelimesidir. Cenab-ı Hakk, Hz. Musa’ya (AS) vahyetti. “Muhammed (SAV) ümmetinden öyle kimseler var ki, her tepe ve vadide oturup (Lâilâheillallah) kelimesini zikrediyor, onlara vereceğim mükafat, Peygamberlere (AS) vereceğim mükafatın aynısıdır.”[61] Resul (SAV) Efendimiz şöyle buyuruyor: “Ümmetimden birini cennetin kapılarına kadar gelmiş vaziyette gördüm, cennet kapıları yüzüne kapanmıştı. Hemen (Lâilâheillallah) gelip elinden tuttu ve onu cennete koydu.”[62] “(Lâilâheillallah) diyen kimse mutlaka cennete girecektir. Çok günahı olup da cehenneme giren dahi cezasını çektikten sonra yine (Lâilâheillallah) zikri hürmetine cennete girecektir.”[63] “Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz Buyuruyor: “Bir kimse günde yüz kerre (Lâilâheillallah) derse, kıyamet günü, Cenab-ı Hakk (CC) onu, yüzü ayın ondördü gibi olarak diriltir.”[64] Evet bu Hadis-i Şerifle günde en az yüz kerre Kelimei Tevhid okumanın sevab ve faziletini de hatırlamış olalım. Hz. Musa (AS) Cenab-ı Hakk’a (CC) yalvarıyor: “Ya Rabbi (CC)! Bana bir şey öğret, onunla seni hatırlayıp anayım ve sana onunla dua edeyim.” Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri Hz. Musa’ya (AS) şöyle buyuruyor: “Ya Musa (AS)! (Lâilâheillallah) de!” Hz Musa (AS) yine yalvarıyor: “Ya Rabbi (CC)! Bütün kulların bu kelimeyi söylüyor (hepsi Lâilâheillallah diyor). Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri, Hz. Musa’nın (AS) bu yalvarmasına rağmen yine: “Ya Musa (AS)! (Lâilâheillallah) de!” buyurdu. Hz. Musa (AS) tekrar şöyle niyazda bulundu: “Ya Rabbi (CC)! Sadece bana has (bana özel) vereceğin bir şey (özel bir dua, özel bir zikir) istiyorum.” Hz. Musa (AS) kendisi için ısrarla böyle özel bir dua ve zikir istemesine rağmen Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri şöyle buyurdu: “Ya Musa (AS)! Yedi kat gökler ve yedi kat yerler terazinin bir kefesine konsa, (Lâilâheillallah) da diğer bir kefesine konsa, (Lâilâheillallah) ağır basar.” buyurdu.[65] Ey talib! Bu Hadis-i Şerif, senin kulağına küpe olmalıdır. Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri, sevgili Peygamberi Musa'sına (AS) bile tekrar tekrar özel bir dua istemesine rağmen, Kelime-i Tevhidi (Lâilâheillallah) Kelimesini söylemesini tavsiye ve emir buyurmuştur. Bunun içindir ki: En yüce zikir, (Lâilâheillallah) dır. Allah (CC) Hz.leri indinde en sevimli söz (Lâilâheillallah) dır. Cenab-ı Hakk’ın (CC), en muhkem Kalası (Lâilâheillallah) dır. Cenab-ı Hakk’ı (CC) hoşnud eden söz (Lâilâheillallah)dır. Gönüllerden sıkıntıyı gideren söz zikir (Lâilâheillallah)dır. İsmi Azam duası (Lâilâheillallah)dır. Dört kitabın manası (Lâilâheillallah)dır. Bütün manevi hastalıklara şifa (Lâilâheillallah)dır. Cehennem ateşine en güzel siper (Lâilâheillallah)dır. Bütün stres ve bunalımlara derman (Lâilâheillallah)dır. Hülasa ey dost Kelimei Tevhid, senin can yeleğin demektir. Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz Buyuruyor: “Kim (Lâilâheillallah) derse, bu onu içinde bulunduğu sıkıntıdan, kurtarır.”[66] Ey kardeş görülüyor ki, Kelime-i Tevhidi zikretmek (okumak), insanı içinde bulunduğu bela ve musibetlerden, sıkıntı ve bunalımlardan streslerden kurtarıyor. Bunu Resulullah (SAV) Efendimiz söylemiştir. Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz ne söylemişse haktır ve gerçektir. Bu niyyetle (Lâilâheillallah) sözünü söylemeye devam eden kimse tüm sıkıntılardan emin olur. Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz yine buyurur ki: “Allah-ü Teala, (CC) Hz.leri cennet kapılarını açar. Arşın altından bir davetçi şöyle seslenir: ‘Ey cennet! Sende bulunan bütün nimetler kimin içindir?’ Cennet: ‘Bende ve benim içimde bulunan tüm nimetlerle birlikte biz (Lâilâheillallah) diyenler içiniz, biz (Lâilâheillallah) ehline müştakız ve onları özlemekteyiz. Bize ancak (Lâilâheillallah) diyen girebilir. (Lâilâheillallah) demeyenlere biz haram kılındık.’ diye cevab verir. Cehennem de bu arada şöyle der: ‘Ben (Lâilâheillallah) diyemeyenlerle dolacağım. Bana ancak (Lâilâheillallah) demeyenler girer. Ben (Lâilâheillallah) diyenlere haram kılındım benim öfkem ancak (Lâilâheillallah) demeyen ve diyemeyenlere olacaktır’.”[67] Alemlerin Fahr-i Ebedi'si bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyuruyor: “Cennetin fiatı (Lâilâheillallah)dır. Halisane de ki ALLAH , O’ndan başka yoktur ilah! Fa’lem enne HU – LA İLAHE İLLALLAH! -------------------------------------------------------------------------------- [1] Et-Tergib C.2 S.449 [2] Et-Tergib C.2 S.412 [3] Buhari ve Müslim [4] Riyazussalihin [5] Buhari ve Müslim [6] Sahih-i Buhari [7] Sahih-i Buhari [8] Sahih-i Buhari [9] Ebu Hureyre (ra) Hz.leri rivayet etti. [10] Sahih-i Buhari [11] Burahi ve Müslim [12] Buhari ve Müslim [13] Allah’ı Niçin Anıyoruz? [14] Müslim [15] Ramuz el-Ehadis S. 247/2337 nolu hadis; Mişkat-ül Meşabih Şehri C.3. S.19 [16] Ramuz Şerhi C.4. S.521 [17] Ramuz Şerhi C.5. S.128 [18] Miftahul Kulup S.295 [19] Ramuz Şerhi [20] Ramuz Şerhi C.1. S.459 [21] Ramuz Şehri C.4. S.735 [22] Ramuz Şehri C.4. S.739 [23] Tusi (RA) Hz.leri’nin riv.et.Had.Şer. [24] Buhari’nin (RA) “El Edeb-ül Müfred” adlı eseri, S.209 [25] Mişkatül Meşabih Şerhi C.3. S.122 [26] Molla Aliyyül Kari (RA) [27] Sahih-i Buhari; Müslim [28] Buhari ve Müslim [29] Buhari Sahih [30] Cabir (RA) Hz.leri’nin riv.et.Had.Şer. [31] Şeyh Muhyiddin-i Arabi (RA) Hz.leri [32] Sahih-i Buhari; Müslim [33] Maun S. A.4-6 [34] Kelime-i Tevhidin Fazileti S.47 [35] Kelime-i Tevhidin Fazileti S.30 [36] Buhari ve Müslim [37] Remuz el-Ehadis S.534 5557 nolu Hadis-i Şerif [38] Kelime-i Tevhid Kitabı S.3 [39] Kelime-i Tevhid Kitabı S.5 [40] Kelime-i Tevhid Kitabı S.18 [41] Kelime-i Tevhid Kitabı S.19 [42] Şeddat bin Evs (RA) Hz.leri’nden riv.ed.Had.Şer.; Kelime-i Tevhidin Fazileti S.23 [43] Tevhid Kitabı S.23 [44] Tevhid Kitabı S.30 [45] Tevhid Kitabı S.31 [46] Tevhid Kitabı S.31 [47] Tevhid Kitabı S.31 [48] Tevhid Kitabı S.32 [49] Tevhid Kitabı S.32 [50] Tevhid Kitabı S.33 [51] Tevhid Kitabı S.34 [52] Tevhid Kitabı S.34 [53] Tevhid Kitabı S.37 [54] Tevhid Kitabı S.38 [55] Tevhid Kitabı S.39 [56] Tevhid Kitabı S.40 [57] Tevhid Kitabı S.40 [58] Tevhid Kitabı S.45 [59] Tevhid Kitabı S.45 [60] Tevhid Kitabı S.46 [61] Tevhid Kitabı S.46 [62] Tevhid Kitabı S.46 [63] Tevhid Kitabı S.46 [64] Tevhid Kitabı S.49 [65] Tevhid Kitabı S.51; Ebu Said Hudri (RA) Hz.leri’nin riv.et.Had.Şer. [66] Tevhid Kitabı S.54 [67] Tevhif Kitabı S.90 Bilmiş ol ki, tevhidin „Lâilâheillallah” nuru vardır. Talibin (sülük edenin) Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin zikrini Resul-u Azam’ının (SAV) Selat-ü Selamını kendine vird (vazife edinenin) kalbinde Zikrullah nuru bir kere karar tuttuktan sonra, zakirin (zikredenin) onuru asla kaybolmaz. Hatta kabrine bile girer. Onu kabir azabından dahi kurtarır. Nefsinin o çirkin sıfatları, korkunç birer canavar halinde kabrine saldırdıkları vakit, o nur zahir olur ve azap için gelen o canavarları hemen parçalar. Hak Teala (CC) Hz.leri ne zaman ki Ümmet-i Muhammed’in (SAV) asilerinin cehenneme sürülmelerini irade buyurulduğunda, zakirlerin (zikrin) fazileti orada da imdatlarına yetişir. Zebaniler onları feryad-u figan içinde cehenneme götürüldükleri zaman cehennem malikleri, yüzlerinin kararmamış olduklarını ve boyunlarına zincir takılmamış olduklarını görürler, Derler ki: “Böylesi hiç cehenneme gelmemiştir. Acaba bunlar da kimlerdir?” diye sorarlar. Zebaniler: “Bize böyle emrolundu. Başka bir şey bilmeyiz.” cevabını verince bu defa kendilerinden sorarlar: “Sizler hangi kavimdensiniz? Ve hangi ümmettensiniz?” Yüzleri kararmamış ve boyunlarına zincir vurulmamış cehennemlikler derler ki: “Biz ‘Lâilâheillallah’ diyen ümmetteniz. Bizim peygamberimize Kur’an-ı Azimüşşan nazil olmuştu. Bizler de o Kur’an’ı okurduk. Günde beş vakit namaz kılardık. Yılda l ay oruç tutardık. Yılda 2 defa bayram namazı kılardık. Mallarımızın zekatını verirdik. Şimdi cehennemin heybetinden ve kıyamet korkusundan bu amellerimiz fena olduğundan mahcup ve perişan kaldık ve peygamberimizin adını unuttuk.” Zebaniler derler ki: “Kendine Kur’an-ı Azimüşşan inen Zat-ı Aktes Hazreti Muhammed Mustafa (SAV) Efendimiz’dir. Bu söylediklerinize bakılırsa sizlerde Muhammed (sav) ümmetisiniz.” Bunlar Peygamberimizin (SAV) mübarek adını duyunca, ağlayıp figan ederler. “Evet bizler Muhammed (SAV) ümmetiyiz.” derler. Zebaniler: “Ey Muhammed (SAV) ümmeti.. Dünyada ettiğiniz ameller; namazlarınız, oruçlarınız, zekatlarınız, haclarınız, zikirleriniz, teşbihleriniz, hayır ve hesanatlarınız sizleri nasıl oldu da cennete değil de cehenneme düşürdü?” diye sorduklarında bunlar: “Bizler gerçi bu saydığınız amelleri işledik ama, müslümanları incitirdik. Haram helal demez ne bulursak yerdik. Dedikodu ederdik, elimiz altında olanlara ve başkalarına zulmederdik. Mahşer yerinde üzerimizde hak sahibi olanları çağırdılar. Onlarda bizlerden davacı olunca, amellerimizi alıp onlara verdiler. Ve bizim amellerimizle cennete girdiler. Bizleri de mahrum ve mahzun cehenneme gönderdiler.” diye cevap verirler. Evet, üzerinde kul hakkı bulunanların bütün amelleri ellerinden alınır. Ve hak sahiplerine verilir. Amma “Lâilâheillallah” nurunu kimse alamayacak. Hatta onu mizana dahi koyamazlar. Zira “Lâilâheillallah” demeye hiç bir şey karşılık ve benzer olamaz. Bu zavallılar: “Bizlere müsaade edinde bizler ağlaşalım.” derler. Müsaade edilir. Ve ağlamaya başlarlar. O kadar ağlarlar ki, cehennem malikleri onlara: “Sizler bu ağlamayı dünyada iken yapmanız gerekti. O zaman hiç kimseyi incitmeseydiniz, üzerinizde kimsenin hakkı bulunmasaydı burada bu azaplara duçar olmazdınız. Ağlamanın size hiç bir faydası yoktur.” derler. Ve zebanilere bunları ateşe atmalarını söylerler. Zebaniler kendilerini ateşe atmak üzere gelirken, bunlar hep bir ağızdan: “Lâilâheillallah” diye çağırmaya başlarlar. Ateş “Lâilâheillallah” nidasını duyar duymaz bunlardan kaçar. Hiç birini yakmaz. Cehennem malikleri ateşe sorarlar: “Bu asileri neden yakmıyorsun? Neden bunlardan kaçıyorsun?” Bu defa ateş cevap verir: “Bu kimselerin üzerlerine varınca “Lâilâheillallah” diye çağrıştılar. Onların üzerinden öyle bir nur çıktı ki; eğer kaçmasaydım o nur beni bile yakardı. Sıcağımızı bile söndürürdü. Hak Teala Ve Tekaddes (CC) Hazretleri bana “Lâilâheillallah” diyenleri yakmaya destur vermedi.” Cehennem malikleri aciz kalırlar, kendi kendilerine: “Bunların feryatlarına aldırış etmeyerek ateşe atsak bile, Tevhid „Lâilâheillallah”'in nuru ateşi söndürecektir.” derler. Ve Hak Teala Vetekaddes (CC) Hazretleri’ne niyazda bulunurlar. “İlahi! Burada bir bölük kavim var ki, ateş bunları yakmıyor. Ateş kendilerine saldırınca bunlar “Lâilâheillallah” diyorlar. Ateşte onlardan kaçıyor. Ve yakmıyor. Korkuyoruz ki, bunların nuru ateşi tamamen söndürecek.” Hak Celle Ve Ala (CC) Hazretleri ferman buyuruyor. “İhlas ile ‘Lâilâheillallah’ diyenleri ateşe atmayacağımı vaad ettim. Zira onlar benim Zakir (Zikreden) kullarımdır. Varın çıkarın onları ve cennete götürün.” Onları dehennemden çıkarır, nurdan buraklara bindirir ve cennete götürürler.[1] Nitekim Cenab-ı Hak (CC) şöyle buyurur: “Unuttuğun zaman, Rabbin Celle Şane’yi zikret.”[2] Yani “Rabb’ini (CC) zikrettiğin zaman Rabb’inden (CC) gayrı her şeyi, hatta kendi nefsini dahi unut” demek olur. Ancak böyle olursa, zikirde ortak koşulmamış olur. Bir de “ölümünde olduğu gibi Allah’tan (CC) gayrisini unut” demektir. Zikir de Allah-u Teala’ya ortak koşulmamak, “Lâilâheillallah” denildiği zaman Allah-u Teala’dan (CC) gayrı her şeyi tamamıyla unutmakla mümkündür. Bunu yapabilmek için de zikire o kadar devam etmelidir ki, zikir kalbe yetişsin. Ve aleme gönderiliş gayesi hasıl olsun. Kalbden de ruha erişsin, oradan da talibe Muhabbet-i İlahiyye ve ünsiyyet eserleri belirsin. Bunun için de talibin beşerriyet sıfatlarını tamamıyla ve külliyen mahvetmesi lazımdır. O kadar ki, kendi adını ve çevresini, dünyayı ve dünya içindeki her şeyi unutması gerektir. Ta ki: “Adın nedir?” diye sorulduğunda, zikrettiği Mabud’un (CC) adını söyleyivermelidir. Ancak zikir Allah-ü Azimüşşan’ın (CC) ve Resul-ü Azam’ının (SAV) buyurduğu şekilde kaideleri ve şartları üzere yaptıysa, Zikrullahın faziletleri hasıl olur. Her ne kadar bir kişi “Lâilâheillallah” deyince mü’min olursa da, “Lâilâheillallah” demenin kaideleri ve şartları vardır. Ve bu şartları ve kaideleri yerine getirmedikçe, kişinin gönlünden hicabı (perdeyi) gidermez. “Lâilâheillallah” kelimesi bir macuna benzer. Yani müsbet ile menfiden meydana gelmiştir. Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz kalabalık bir Sahabe toplululuğu arasında otururlarken Ashab’ına (RA) hitaben: “İçinizde yabancı birisi varsa, onu dışarı çıkarın ve kapıyı kapatın.” buyurduğunda, Sahabe-i Kiram (RA): “İçimizde yabancı kimse yok ey Allah (CC) Hz.leri’nin Resulü (SAV) diye cevap verdiler. Hücre-i Saadet’in kapısını kapatıp oturduktan sonra, bir süre “Lâilâheillallah” diyerek topluca yüksek sesle zikrettiler. Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz şöyle dua etti: “Allahım (CC)! Sana hamd olsun. Muhakkak sen beni bu Kelime-i Tevhid’in tebliği ile peygamber olarak gönderdin. Onunla zikretmeyi bana emrettin, Ve bunun karşılığında cennet ve cemali'ni vaadettin. Sen asla vaadettiğin sözden caymazsın.” Sonra da: “Sizlere müjdeler olsun ki, Cenab-ı Hak (CC) Hz.leri hepinizi afv ve mağfiret eti.” buyurdu. “Gerçekten ben Allah’ım (CC)! Benden başka hiç bir ilah yoktur. Onun için bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.”[3] Diğer bir Hadis-i Şerif’te de şöyle buyurulmaktadır: “Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri kıyamet günü buyurur. ‘Ey “Lâilâheillallah” diyenler. Yaklaşınız ve arşımın gölgesinde dinleniniz. Siz beni ben de sizi seviyorum.”[4] Bu Hadis’ten de anlaşılmaktadır ki; “Lâilâheillallah” demeye devam edenler, Evliyaullahtan olurlar. Zira, Fahr-i Alem Ekmelüttaha (SAV) Efendimiz’e sordular: “Ya Resulallah (SAV), Evliyaullah kimlerdir?” Efendimiz (SAV) buyurdular: “ (Edamüzikrallah) Allah (CC) Hz.leri’ni daima zikredenlerdir.” Bilmiş ol ki bütün ameller “Lâilâheillallah” demeye bağlıdır. Her kim “Lâilâheillallah” demese, onun ameli batıl olur. Onun İçin iman bundan gayri bir kelime ile sahih olmaz. Nebiler Nebisi (SAV) diğer bir Hadis’inde de şöyle buyurmaktadır. “(Miftah-ül Cenneti 'Lâilâheillallah’) Cennet'in anahtarı (Lâilâheillallah)'tır.” Allah (CC) Hz.leri mahlukatın en azimi olarak arşı halk ettiği vakit arş 24.000 yıl titredi. Allah (CC) Hz.leri de onun üzerine 24 hasf izhar etti. Bu da “Lâilâheillallah Muhammedürrasulullah” kelimesidir. Arş bundan sonra sükun buldu. Sükuneti 24.000 yıl devam etti. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri ilk mahlukunu halk edip ona tevhidi “Lâilâhe İllellah” kelimesini emredince, arş tekrar titremeye başladı. Rab Teala (CC) Hz.leri: “Sakin ol ya arş.” buyurdu. Bunun üzerine arş: “Ya İlahi!... Bu kelimeyi söyleyeni afv ve mağfiret etmedikçe sakin olmam.” deyince Rab Teala (CC) Hz.leri: “Ben seni halk etmeden 2000 sene evvel yemin ettim ki, hangi kulumun diline bu kelimeyi verirsem onu muhakkak afv ve mağfiret ederim.” buyurdu.[5] Nebiler Nebisi (SAV) efendimiz: “Kalbinde bir arpa ağırlığı kadar dahi iman olarak ‘Lâilâheillallah’ diyen kimse ateşten kurtulur. Kalbinde zerre kadar iman olarak ‘Lâilâheillallah’ diyen, cehennemden necat bulur (kurtulur).” buyurmuşlardır.[6] Mü’minlere Cenab-ı Hak’tan (CC) bir rahmet ve merhamet olarak ruhlarının kabzedildiği vakitte hatırlayıp söylemeleri için ölüm meleğinin alnında “Lâilâheillallah” yazılıdır. Bunun için Resulüllah (SAV) Efendimiz: “Mevtanıza Kelime-i Tevhid zikrini telkin ediniz.” buyurmuşlardır. Kelime-i Tevhid aslî imanı tevhid ettiği için, zikrin ekmeli Cenab-ı Hakk’ı tahmidde Niamat-ı Samedaniyyeyi tezyide madar olduğu için, duaların efdalıdır. Hususiyle mübarek Ramazan ayında Kelime-i Tevhid ile meşgul olmakta büyük fazilet vardır. Ehl-i Hikmet, “Gönlün ağarması 5 şeyle olur” demişlerdir: 1 - Salah ehliyle oturmak. 2 - Namaz kılmak. 3 - Oruç tutmak, aç kalmak. 4 - Kur’an okumak ve zikir etmek. 5 - Seher vaktinde Tazarru’ ve niyazda bulunmaktır.[7] İbadete ihlas ile devam kalbin uyanmasına vesile olduğu gibi ma’sıyete devamda kalbin hasta olup ölmesine sebep olur. Çok yemek, çok uyumak ve çok söylemek de kalbi kasvete duçar eder, çok gülmek de kalbe manen zarar verir. Kalbin ölmesine de sebep olur demektir. Resul-i Kibriya (SAV) Bir Hadis-i Şerif’lerinde: “Hamd nimetin sermayesidir. Tevhid ise cennetin sermayesidir.” buyurmuştur.[8] Eba Yezid-i Bestami (RA) Hz.leri’ne insanlar: “Lailaheillallah cennetin anahtarıdır diyorlar. Siz ne buyurursunuz?” diye sordular. O da (RA): “Doğru söylüyorlar, ama anahtar dişsiz ve şifresiz olmaz. Kelime-i Tevhid anahtarının dört dişi (şifresi) vardır: 1: Yalansız ve gıybetsiz bir dil 2: Hilesiz ve hıyanetsiz bir kalb 3: Haram ve şüphelerden uzak bir karın 4: Nefsin kötü arzularından, sünnete uymayan, dine sokulan yeni yeni şeylerden uzak bir amel. İşte Şeriat-ı Muhammediyye’nin (SAV) emir ve nehiyleri bu dört cümlede toplanmıştır. Bunlara riayet edenlere Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri kendi katından manevi hil’atlar sunar. Ancak ne var ki, bu hil’atlere nail olanlar, hil’atlerden ziyade onları sunan Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri ile meşgul olmalıdırlar.” buyurdu. Binaenaleyh Kelime-i Tevhid, yedi ismin evvelidir. Talib şeyhinden aldığı telkin veçhile gece gündüz ayakta, oturarak ve her halinde buna devam edilirse, Batınında bir meleküti lamba yakılır ve işlediği günahları, kötülükleri basiret gözüyle görüp ikrah eder ve zayi eylediği vakitlerine pişman olup halas bulmaya çalışır. Mücahedeye devam eyledikçe cezbeye kuvvet gelerek fakr ve fena ile tecellilere mazhar olur. Tabi bunlar nefs-i emmareden kurtulup nefs-i hayvaniden nefsi insaniye geçince tecelli eder. Ey Aziz müslüman şunu iyi bilesin ki, bu dünyaya gelen her insan mutlaka şu yedi tehlike ile karşı karşıya gelecektir: 1- ÖLÜM TEHLİKESİ: Her canlı her nefis ölümü tadacaktır. Bir mutlu son için ölümü iman ile tatmak gerekir. En büyük tehlike son nefesini verirken insan, iman ile mi verecek, yoksa (Allah (CC) korusun) imansız mı? İşte bu korkunç tehlikeden hiç kimse emin değildir. 2- KABİR TEHLİKESİ: Hiç bir nefis, kabirdeki durumundan emin değildir. Kabir hayatı cennet bahçesi mi yoksa cehennem çukuru mu olacaktır? İşte bu korkunç tehlikeden de hiç kimse emin değildir. 3- SORGU SUAL TEHLİKESİ: Kabirde sual Melekleri olan Münker ve Nekir’in (AS) suallerine doğru cevab verebilecek mi, yoksa veremeyecek mi? 4- HAŞIR TEHLİKESİ: Kabir hayatının sona ermesi ve insanların yeniden dirilmesinde o zaman dirilmesi nasıl olaeak, ak mı kara mı? Bundan dahi hiç kimse emin değildir. 5- HESAB VERME TEHLİKESİ: Her nefis hesab vermek zorundadır. Bu dünyada yapılan en küçük bir amelin (işin) hesabı sorulacaktır. İşte o zaman bu hesap işi kolay mı, yoksa çetin zor mu olacaktır? 6- MİZAN TEHLİKESİ: Her nefsin, her insanın amelleri mizana (tartıya) girecektir. İşte o zaman, sevablar mı ağır gelecek, günahlar mı ağır basacaktır? 7- AYRILIŞ TEHLİKESİ: Son ayrılış, hesab kitap bitip ayrılış, sevkiyat cennete mi, yoksa cehenneme mi? Bu da bir tehlikedir. Evet ey dost! İşte bu yedi türlü tehlikeden hiç kimse emin olamaz. Bu yedi tehlikenin acı ve sancısını aklı başında olan her müslüman çekmelidir. Bu yedi türlü tehlikeden kurtuluş ancak Kelime-i Tevhid ile mümkündür. İslam Alimleri bu yedi tehlikeye karşı yedi kelimeden meydana gelen Kelime-i Tevhidi “Bu tehlikelere karşı bir kurtuluş çaresidir” demişlerdir. Hz. Peygamber (SAV) Efendimiz Hadis-i Şeri’flerinde: “Son sözü ‘Lâilâhe İllallah’ olan bir kimse, cennete girer.” Buyurmuşlardır. Bu dünyada yaşarken zikri Kelime-i Tevhid olanın son nefesini verirken dahi son sözü Kelime-i Tevhid olacaktır. Bunda asla şek ve şüphe yoktur. Çünkü bu hususta Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin ve Resulü (SAV) Efendimiz’in verdiği sözde, asla cayma yoktur.[9] Ey hak yolcusu şu anlatacağımız menkıbenin Kelime-i Tevhid ile çok önemli bir bağı bulunmaktadır. Bu menkıbe Hz. Ebubekir (RA) Hz.leri tarafından rivayet edilmiştir. Ashab-ı Kiramdan Dıhyetül Kelbi ismiyle (lakabiyle) bilinen bu zat, arab kabileleri reislerinden olup henüz daha İslam’a girmemiş (müslüman) olmamıştı. Hz Peygamber (SAV) Efendimiz bu zatın müslüman olmasını çok arzu ediyordu. O zaman yediyüze yakın hanedanı, Dıhye’nin müslüman olmasıyla İslam’a girmiş olacaklardı. Beklenilen gün geldi. Dıhyetül Kelbi müslüman olma arzusuyla yanıp tutuşuyordu. Cenab-ı Hak (CC) Hz.leri, Resulüllah (SAV) Efendimiz’e bir sabah namazından sonra, Dıhye hakkında şöyle vahiyde bulundu: “Ya Habibim! Dıhye!nin kalbine iman nurunun ışığını attım, biraz sonra, sana Dıhye gelecektir.” buyurdu. Resul-i Ekrem (SAV) Efendimiz henüz Mescidde iken Dıhye (RA) içeri girdi. Resulüllüh (SAV) Efendimiz, üzerindeki mübarek hırkasını çıkarıp yere serdi ve Dıhye’ye hitaben: “Buyurun, hırkamın üzerine oturun!” buyurarak iltifatta bulundu. Dıhye, Resul-i Ekrem’in (SAV) bu nezaketi ve iltifatını görünce son derece duygulandı ve eğilip hırkai saadeti yerden hürmetle alarak gözlerine sürdü, başının üzerine koydu, samimiyet, içtenlik, saygı ve hürmetle “Lâilâhe İllallah Muhammedürrasulüllah diyerek Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şahadet getirdi ve sonra: “Cahiliyet devrinde bir çok kız çocuklarımı kendi ellerimle öldürdüm.” dedi. Dıhyenin bu itirafına karşılık Resulüllah (SAV) hayretler içerisinde kaldı. Cebrail (AS) indi ve : “Ya Muhammed (SAV)! Dıhye’ye de ki: ‘Ey Dıhye! Rabbin Teala (CC) buyuruyor ‘İzzet ve Celalime andolsun ki, sen ey Dıhye “Lâilâheillallah Muhammedürrasulüllah” dediği an, senin altmış yıllık günahlarını bağışladım.”[10] Ey Hak yolcusu! Bütün varlıkların sahibi Yüce Rabbimiz (CC) Hz.leri’dir. Kulunu af ve mağfiret etmek için en büyük sebep Kelime-i Tevhiddir. Onun için Kelime-i Tevhidi dilimizden düşürmemeliyiz. Nebiler Nebisi (SAV): “Kıyamet gününde Ümmetimden biri, her birinin uzunluğu göz görünceye kadar olmak üzere doksan dokuz defter ile gelir. Bu defterlerin hepsi de büyük, günahlarla dolmuştur. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri: ‘Ey kulum bu günahları hep sen mi işledin, yoksa melekler ilave mi ettiler? Bunları hatırlar mısın?’ diye sorar. Kul: ‘Evet Ya Rabbi! Bütün yaptıklarımı hatırlıyorum, bu günahlar hep benimdir. Melekler hiç bir şey ilave etmediler.” der. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri: ‘Sana zulmedilmez, bu doksan dokuz defter içinde iki satırlık bir ibadetin var o da, (Lâilâheillallah Muhammedürresulüllah) mübarek kelimesidir. Haydi, terazinin başına gel.’ buyurur. Kul da terazi başına gelir. Terazinin bir gözüne 99 defteri diğer gözüne de Kelime-i Tevhidi yazılı olan kağıdı koyarlar. Bu Kelime-i Tevhid kağıdı ağır gelerek o kul cennete girer, zira içinde Lafza-i Celal bulunan Kelime-i Tevhide hiç bir şey ağır gelemez.” buyurdu.[11] Aziz mümin kardeşim! Mizanda ağır gelen bu Kelime-i Tevhidi hiç dilinden düşürme. Tevhidin izahı uzundur. Onun ilmi diğer ilimlerin sonudur. O halde bilki tevhidin 4 derecesi vardır ve onun özü vardır ve özünün de özü vardır. Ve onun kabuğu vardır ve kabuğunun da kabuğu vardır. Demek ki iki özü ve iki kabuğu vardır. O taze bir ceviz gibidir. Taze cevizin ilk kabuğu ve içi olduğu gibi özünün de özü yağdır. Tevhidin birinci derecesi: Diliyle “Lâilâheillallah” deyip kalbiyle buna inanmamaktır. Yani dil söyler, fakat kalp daha bu sözü kabul edememiştir. Bu münafıkların tevhididir. İkinci derecesi: “Lâilâheillallah” kelimesinin manasına ya taklitle inanır (cahillerin inanışı gibi) yahut delilin isbatıyla inanır (kelam alimlerinin inanışı gibi). Üçüncü derecesi: Müşahede ile bütün dünyanın, kainat'ın bir asıldan olduğuna, failin bir olduğuna ve hiç bir kimsenin fiili ve tesiri olmadığına inanmaktır. Bu iman kalbde parlayan bir nurdur. Bununla müşahede hasıl olur. Cahillerin ve kelam alimlerinin imanı gibi değildir. Onların imanı ya taklit hilesiyle, yahut delil hilesiyle kalbe vurulan bir bağdır. Ama müşahede ile olan iman-ki kalbin inşirahı ve bağın kalkmasıdır. Başka yolla olan imandan daha üstündür. Çünkü padişahın sarayda olduğunu, filan kimse haber verdi diye zorla kendini buna inandıran kimse ile (ki bu cahillerin taklidî imanlarının misalidir, onlar anne ve babalarından böyle duyduklarından böyle inanırlar), padişahın sarayda olduğuna delil ile, mesela maiyet hizmetçilerinin saray kapısının önünde beklemeleriyle, inanan kimse (ki bu kelam alimlerinin delili ile olan imanlarının misalidir) ve padişahın sarayda olduğunu müşahede ile inanan kimse (ki bu da ariflerin imanının misalidir) aralarında açık farklar vardır. Aiflerin tevhidi çok yüksek bir derecedir. Bu hem mahlukat, hem Halik'i (CC) görüp mahlukat'ın Halik’tan (CC) olduğuna inanmakla olur. Demek ki bu çokluktan, ayrılıktan ve her türlü ikilikten sıyrılıp birlik ve vahdet dairesini bulanların imanıdır. Dördüncü derece ise: İman ve Tevhidin kemal derecesidir. Bunun sahibi birlikten başka bir şeyi görmeyip her şeyi bir görüp bir anlar. Bu müşahede ile ayrılığın ilgisi yoktur. Tasavvufçular bu dereceye “Tevhidle fena” derler. Kelime-i Tevhide hayatlarında devam edenler, ölüm acısı duymadan iman ile göçerler. Kabirleri Kelime-i Tevhidin nuru ile pür nur olur. Kabir zulmetinden kurtulur. Hazret-i Münkereyn’in (Münker ve Nekir (AS) sorularına çeneleri kilitlenmeksizin kolayca cevap verirler. Mahşer günü yüzleri nurlu ve beyaz olur. Hesapta muhasebeleri kolay ve çabuk olur. Sıratı yıldırım gibi geçer ve yolu Firdevs-i Ala'ya varır. Lam'ın birisini hazf ederse, “Lehu” kalır. Civar-ı Muhammed Mustafa (SAV) iskan olunur. Maksad-ı Ala ve Matlab-ı Rana olan Ce-mal-i Lâyezal’i (CC) müşahede nasip olur. Bu 7 Kelime-i Mübareke hürmetine Allah-ü Teala (CC) bu 7 mühlik müşkilattan kurtarır. Şeytanın vesvesinden korur. 7 nimeti uzmaya layık kılar. Müslümanlığın aslı esası, özü ve özeti “Lâilâheillallah” tır ki; bu Kelime-i Tayyibe aynıl zikridir. (Kur'an-ı Azimülburhanda 31 yerinde Ayet-i Tehlil vardır.) Resulüllah (SAV) Efendimiz’in azadlı kölelerinden Sevban (RA) şöyle rivayet etmiştir: “Akrabanı korkut, Allah (CC) Hz.leri’nin azabıyla korkut..” Ayeti nazil olunca, Resulüllah (SAV) Efendimiz safa tepesine çıkıp ‘Ey Kureyş halkı... Gelin saadete erişin.’ diye nida etti. Kureyşliler toplanıp ‘Davete sebep nedir?’ diye sordular. Resulüllah (SAV) Efendimiz buyurdu ki: ‘Ey benim kavmim. Eğer size haber versem ki şu dağın ardında düşman vardı, size saldırmak için fırsat beklerler. Ve malınızı alıp sizi öldürmek için taarruza geçmek için hareket ederler desem, bana inanır mısınız?’ Bunun üzerine hepsi birden: ‘İnanırız. Sen Muhammed-ül Emin’sin (SAV). Aramızda yalancılıkla tanınmış değilsin. Ve senden hiç yalan söz işitmedik’ dediler. Bunun üzerine Resulüllah (SAV) Efendimiz: ‘Ey Abdulmuttalip oğulları ve ey Abd menaf oğulları ve Beni Zühre torunları. (Ve bütün kabileleri tek tek saydı.) Bana Hak Teala (CC) Hz.leri ‘Akrabanı Allah’ın (CC) azabı ile korkut’ buyurdu. Biliniz ki siz ‘Lâilâheillallah’ kelimesini demedikçe ve benim Peygamberliğimi kabul etmedikçe ahirette ben size faide etmem’ buyurdu. Onların aralarında bulunan Ebu Leheb: ‘Bizleri bunun için mi davet ettin?’ diyerek küfürlerini izhar etti ve orada bulunanları dağıttı.” Zakir (Zikreden'in ruhunu kabza gelen melek, izin almadıkça kabzetmez. Her kim hakikat üzere Allah’ı (CC) zikrederse, onun zikri yanında her şey ona kolay kılınır ve Allah (CC) Hz.leri onu her şeyden korur. Her şeye karşı ivaz olur. Yapılan zikir ihlasla olmalıdır. Zikrin adabından birisi de, helal yemekle batının temizliğidir. Her ne kadar zikir haramdan neşet eden cüzleri giderirse de, batın haramdan pak olursa zikrin kalbi tenvişindeki tesiri daha şiddetli ve mükemmel olur. Zikir meclisinde güzel kokular sürmek melekler ve cinler için lazımdır. Zikreden yalnız ise diz çökerek veya bağdaş kurarak kıbleye karşı oturmak, cemaat halinde ise cemiyetin icabına göre oturmak gerekir. Gözlerini kapayıp şeyhini iki gözü arasında tahayyül ederek ve tarikata refik (arkadaşı) ve hidayetçi (kurtarıcı)sı olduğundan, başlarken kalbi ile şeyhinin himmetinden yardım dileyerek ve şeyhinin de Peygamberimiz (SAV) Efendimiz’den istimdat ettiğini, zira onun vekil'i (varis'i) olduğunu düşünerek başlar. Tam kuvvet ve ta'zimle göbek üstünden (Lâilâheillallah) zikr'ni yukarı kalbe doğru çeker. (Lailahe)'de Allah’tan (CC) başkasını nefyederek yukarı çekip (illallah)'ta kalbe isal eder kii (illallah) kalbte yerleşsin ve bütün azalara sirayet etsin ve her defasında zikrin manasını kalbinde hazır eder. Zikir derecelerinin en aşağısı (Lâilâheillallah) dedikçe kalbinde Allah’tan (CC) başka bir şey bırakmamaktır. Zikir halinde Allah’tan (CC) başkasına iltifat ettikçe o iltifat ettiği şeyi ilah menzilesine indirmiş olur. Kelime-i Tevhid zikri, fikrin ve şükrün başı ve esasıdır. Kim ki dili zikirde ıslanır ve ıslanmaya devam ederse, emir ve nehiyde ittika ederse (takva sahibi olursa) dostların cennetine girmesi vacip olur ve cennete girer. Tebessüm eder dolaşır, nimetlere nail olur. Zikir kalbden kasveti giderir. Kalbe yumuşaklık, tazelik getirir. Gaflet ise kalp için dert ve marazdır. Zikir ise kalbe her dertten şifadır. Nitekim Ehlullah demişler ki: “Ya Rabbi (CC)!.. Hastalanırsak zikrinle tedavi oluruz. Bazen zikri terk edince menkur oluruz (yüzüstü oluruz). Zikir Allah (CC) Hz.leri’nin dostluğunun aslı ve sermayesidir. Gaflet ise Allah (CC) Hz.leri’nin düşmanlığının aslı ve sermayesidir. Bir kulu gaflet istila ederse, Allah (CC) Hz.leri onu red eder ki, bu kul için en çirkin bir haldir. Zikir belayı giderir. Nimetleri ve her faydalı olanı celbeder. Yine zikir Allah (CC) Hz.leri’nin ve melaike'nin salatını, Allah'ın (CC) rahmeti nura çıkarır. Darı selam'a dahil eder.[12] Resulullah (SAV) Efendimiz Ashab’ına (RA) cemaat halinde ve ferden (tek tek) telkinde bulundu. Cemaatle telkini de şöyledir: Seddat ibni Evs (RA) Hz.leri diyor ki: “Resulullah’ın (SAV) yanında idik. Resulullah (SAV) Efendimiz ‘İçinizde garip (yabancı) kimse var mı?’ diye sordu. ‘Yok.’ dedik. Kapının kapatılmasını emretti ve ‘Ellerinizi kaldırınız, (Lâilâheillallah) deyiniz’ buyurdu. Sonra ‘Allah'ım (CC)! Sana Hamd olsun ki, Sen beni bu kelime ile bas ettin (yarattın) ve onunla bana cennet vaadeyledi. Muhakkak ki Sen vaadinden dönmezsin (Hulf etmezsin)!’ dedikten sonra ‘Agah olun. Muhakkak Allah (CC) Hz.leri sizi mağfiret etti.’ buyurdu.”[13] Ferden telkini de şöyledir: İmam-ı Ali (KV) Hz.leri, Resulullah (SAV) Efendimiz’e: “Ya Rasulullah (SAV)!... Beni Allah’a (CC) varan yolların en yakınına ve en kolayına ve Allah’ın (CC) yanında en efdali olanına delalet et.” dedi. Resulullah (SAV) Efendimiz de: “Benim ve benden önceki Peygamberlerin (AS) söylediklerimizin efdali (Lâilâheillallah) 'tır. 7 kat gökler ve 7 kat yerler terazinin bir kefesine ve (Lâilâheillallah) ta diğer bir kefesine konsa, hepsinden ağır gelir!” buyurduktan sonra “Ya Ali (KV)!.. Yeryüzünde Allah (CC) diyen bulundukça kıyamet kopmaz.” buyurdu.[14] Şazeli (RA) Hz.leri diyor ki: “Hasta olmuştum. Resulullah (SAV) Efendimiz’i gördüm. Bana ‘Elbiseni kirden temizle. O vakit her nefeste Allah’ın (CC) imdadını duyarsın’ buyurdu. ‘Ya Resulullah (SAV)! Elbisem nedir?’ dedim; buyurdu ki: ‘Muhakkak ki Allah-ü Teala (CC) sana marifet hüllesi giydirdi. Sonra muhabbet hüllesi sonra tevhid hüllesi, sonra iman hüllesi, sonra da İslam hüllesi giydirdi. Bu itibarla her kim ki Allah’ı (CC) bilirse, yanında her şey küçük kalır. Ve her kim ki Allah’ı (CC) severse Allah’tan (CC) başka her şey değersiz kalır. Her kim Allah’a (CC) iman ederse, her şeyden emin olur. Her kim Allah’ı (CC) tevhid ederse, ona bir şey şerik etmez. Ve yine her kim Allah’a (CC) teslim olursa, Allah’a (CC) isyanı az olur. Şayet isyan ederse, özürü yani tevbesi kabul olur’.” Kalbinde şeytan bulunmayan mü'min yoktur. Fakat o mü'min Allah’ı (CC) zikrederse, şeytan geriler. Allah’ı (CC) unutursa, şeytan vesvese vermeye başlar. Her gün ölüm meleği önümüzden ve arkamızdan: “Nerede olursanız olun, ölüm size yetişir.” diye bağırır. Halbuki biz gafletimizin cehaletinde ve şehvetlerimizin sarhoşluğunda boğulmaktayız. Ey kardeş... Ömür kısadır. Sarraf keskindir. Yani ahirette hesaba çekildiğimizde Cenab-ı Hakk (CC) amellerimizin ihlaslı ve ihlassızını pek iyi ayırır. Ve dönüş ancak Allah (CC) Hz.leri’ne olacaktır. Ey nefesleri sayılı olan kişi... Bir gün bu sayı tükenecek, elbette bir gün gecesiz kalacak, veyahut gece öleceksinde yarını göremeyeceksin. Gel 9 hatılın altına girmeden sana verilen sağlık, sıhhat ve selamete ve sayılı nefeslerine dikkat et. Nefsini muhasebeyi elden bırakma. Yoksa mahlukatların hakkını aldıktan sonra toprak olduklarını görünce: “Ah ne olurdu bu günlere inansaydım. Ya Rab (CC)!... Beni bu dünyaya gönder de sana gerçek ibadet edeyim. Eğer sana ibadet etmezsem, nefsime zulmedenlerden olurum.” deme. Resul-ü Ekrem (SAV) Efendimiz’in kullandığı mendili Ashab’dan (RA) bir zat, üzerinde taşırmış. Herhangi bir yere otursa o mendili çıkarıp yüzüne gözüne sürüp salavat getirip ağlarmış. Biri görmüş: “Yak bu mendili.” demiş. O zat da: “Olmaz. Bu mendil Resul-i Ekrem’in (SAV) mübarek dudaklarını sildiği mendildir. Ateş bu mendili yakmaz.” diye konuşur. Yanardı, yanmazdı diye biraz iddia ederler. Sonra mendili ateşe atarlar. Fakat mendil yanmaz ateşe attıkları gibi durur. Mendilin sahibi: “Ben sana demedim mi? Bu mendil Resulüllah’ın (SAV) mübarek dudaklarına değmiştir. Ateş onu yakmaz, yakamaz dedim” diye söyler. Evet Ey Hakk (CC) yolcusu. İşte gerçekler böyledir. Allah (CC) Hz.leri Kelime-i Tevhid okuyan dilleri nar-ı cahimde yakmaz. (Lâilâheillallah) kelimesiyle kafir, küfür bataklığından kurtulup İslam nuruna kavuşur. Bir kafir, müslüman olacak olsa hemen vakit geçirmeden “Lâilâheillallah Muhammedün Rasülüllah” deyip müslüman oluverir. Demek ki, İslamın anahtarı, Kelimei Tevhiddir. İman'ın anahtarı, Kelime-i Tevhiddir. İcmali iman, Kelime-i tevhid ile elde edilir. Onun için Kelime-i Tevhid çok sevaplı bir kelimedir. (Lâilaheillallah Muhammedün Resulüllah) tamamı 7 kelimedir. Vücud 7 azadır. Cehennem 7 tabakadır. Bu Kelime-i Tevhid'i kalbden tasdikle söyleyenlerin 7 azası 7 cehenneme haram olur. Yine harfleri 24'tür. Gece ile sabah 24 saattir. Bu saatlerde işlenen cürüm ve hatanın mağfiret edildiğine işarettir. İnsanın kalbinde kasvet noktalarının temizlenmesine Tevhid nuru gibi kalbi son nefeste bir Tevhidle nuru imanla paslayıp altın gibi ayan halis hale geldiği, yaşadığı 70-80 sene içindeki husule gelen küfür ve zulmetler yıkıldığı halde sağlığında zikir ile meşgul olan mü'minlerin faziletinin ve sevabının ne derece yüksek olacağı tasavvurunun dışındadır. Hadis-i Şerifte: “Lisan-ı Zakir (zikreden), Kalb-i Şakir (şükreden) Vücud-u sabir (sabır eden) olanlara Nazar-ı Muhabbet-i İlahiyye ile bakıldığı” buyurulmuştur. Kalb hararetlerinin susuzluğunu, Kelime-i Tevhid pınarından kana kana içerek giderenlere ne mutlu müjdeler vardır. Hüznü bizden gideren Allah (CC) (Hz.leri’ne hamd ederiz. Muhakkak ki Bizim Rabbimiz (CC) mağfiret edici (Gafur CC) ve iyiliklerin mükafatını verendir (Şekur CC). Ya Rab (CC)! Tevhid-i İrfan Kânı eylediğin, yaşamasında ve son nefesinde şeytanın mekri ve tuzağından emin eyleyip hıfz-u emânına aldığın, ehli tevhid ehli hidayet ve ehli hizmetten biz aciz kullarını da ayırıp mahrum etme. (AMİN) -------------------------------------------------------------------------------- [1] Envarul Aşikin [2] El-Kehf S. A.24 [3] Taha S. A.14 [4] Sahihi Buhari [5] Buhari Ve Müslim [6] Sahihi Buhari [7] Enes bin Malik (RA) Peygamber (SAV) Efendimiz’den rivayet etmiştir. [8] Ramuz El Ehadis. S.247. 2337 nolu Had.Şer. [9] Kelimei Tevhid Kitabı. S.95,96 [10] Kelimei Tevhid Kitabı. S.95 [11] Tirmizi; Envarul Aşıkin. S.515 [12] Zünnun-i Mısrı (RA) Hz.leri [13] İmam Ahmed bin Hanbel (RA), Taberani (RA) ve diğer hadis uleması rivayet etmiştir. [14] Yusuf el-Kurani (RA) ve diğer hadis uleması rivayet ediyo